0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1198
Okunma
Yıl 1997 bir sonbahar mevsimiydi lisede okuyordum ilçede özel bir yurtta kalıyorduk bazen iki haftada bazen ayda bir geliyorduk köye yine bir cuma günü okuldan sonra köye gelmiştim o gece köyde bir degişik hava soluyordum fazla gecmeden dügün oldugunu anlamiştim ki haberde bizi buldu.. Kına gecesiydi karşımda sandalyede oturmuş başında duvagı sessizce olanları izliyordu görüyordu duvagin altindan gözleri beni ama konuşamiyordu sabah gidecekti belkide birdaha görüşwyecek konuşamayacaktik o anda sazımı tutuşturdular elime birşeyler söyle diye bastık sazxımızı bagrimiza bakalimki ne söylüyorduk geline..
AL DUDAKLARIN
Kaldır duvagını son defa görem
Yar kalem kaşların al dudakların
Olmazmı sevdigim yarama sürem
Melhemdir diyerek çal dudakların
Sesime ses verir kayalar taşlar
Sabaha sevdigim ayrılık başlar
O kara gözleren dolmasın yaşlar
Bogar hıckırıkla sel dudakların
Sanmaki sevdamız saklı kalacak
Yel vuracak irem bagın solacak
Ben degil yabancı el koklayacak
Elma yanakların gül dudakların
Emanet ol kömür gözlüm Allaha
Belkide görüşmek olmaz bir daha
Son sözünü gelsin desin Emraha
O şirin dillerin bal dudakların
Aşık Emrah Aslan
5.0
100% (1)