6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1431
Okunma

Kendini kağıdın mucidi gibi seven aklımla
Yeşerttim içimdeki sevileri
Meşakkatli sevinçlerin hizasında tuttum yüzümü
Israrla söyledim en kalbimi
İhtar verir gibi kimi unuttuğum hallerime
Saklıyordum aslında kendimi
Hüzün girdi araya
Çekti aldı ellerimden ışığı
Sönmüş yada titrek yanan bir mum eskisi kadar
Saylamadı sevincimi
Şimdi karalanmış bir kağıdın bir yerlerinde
Bir noktanın gözünde
Yada bir çizginin üzerinde
Biraz solmuş mürekkepli bir kelimenin
Anlamında arıyorum kendimi
Hani buluşsam bir namlunun ucundan çıkan
En kestirme yoldan gelen bir mermiyle
Tutukluk yapmadan konuşsam yeniden
En berrak kalbimi
Ve vursam şakağımdan
Aşktan bir şiirin mısrasıyla
/
İşbu meclisin çatırdayan göğünden
Sızdı sesim iliklerime
Suçlu elimi soktum cebime
Bağışlı elimde aklandı
……………………………….dünya
Evet sana varmazdan önce
Kıyımlardan geçirdim öfkemi
Kırmamak için kalbini kaç kez
Ödümü patlattım
Danişment tuttum aklımın inceliklerini
Sadece senin çağında uyanıp
Mutluluğun armağanı olmak için
…
Zamanın mıknatıs gücünü artırdım
Uzak yakın her yerden çekip aldım seni
Dün Kays’ın kalbinde olanı hak ettim
Bugün kendime bir sevgili ordusu kurdum
Ahını aldımsa kimi gözlerin nazarıyla
Bin tütsüyle yakıldım
Kurşunların içinde eritildim de döküldüm
Kalbin kalıplarına