Siz daha doğmadan,Hz.Amine
annemizin bahçesinde,
Ve mekkenin tüm bahçelerinde,Pembe
güller açmıştı.
Pembe Güller,masumiyetinizin ve zerafetinizin ifadesiydiler.
Amine
annemize pembe bir
gül ile sizi müjdelemişti Cebrail.
Siz doğunca sizi
gül suyu ile yıkamıştı Hz.Amine ve Cebrail.
Gül kokunuzu buradan almıştı,mübarek bedeniniz.
Hz.Amine
annemiz vefat edince,sizi süt emmeniz için,
Hz.Halime
annemize göndermişti amcanız.
Biz
beyaz gülleri o
zaman tanımıştık.
Beyaz
gül rengini,Hz.Halime
annemizden emdiğiniz sütten almıştı.
Temizliğin,doğruluğun,iffetin.asaletin,alçak
gönüllülüğün ve takvanın
İfadesiydi
beyaz güller.
Sonra siz,Hz.Hatice
annemizle tanışınca,bizde
kırmızı güllerle tanıştık.
Kırmızı
gül rengini,sizin bir
sevgi deryası olan kalbinizden almıştı.
Savaşlardan sonra
barış anlaşmaları yaparken,
Hep
kırmızı bir
gül koymuştunuz masaya.
Güllerinizin önünde ne ordular durabildi,ne kılıç ne kalkan.
Sizin dönenimizde Mekke ve Medine de küfrün sonu geldi.
Tüm kabileler birer birer iman ettiler
Ve oldular Müslüman.
Sizinle birlikte yeryüzü olmuştu bir Gülşen.
Tüm İslam alemi,o günden beri bahçelerinden
gülü eksik etmediler.
Her
güle baktıklarında sizi görür gözler,
Ve bir damla göz yaşı düşer,sizin
aşkınızla
gülün dibine.
O
gözyaşı ile sulanan
gül daha bir canlı ve
kırmızı çıkar
Her seferinde yeniden.
Ve siz gelmiştiniz altmış üç yaşınıza.
Hücre Saadetinizin bahçesinde o güne kadar hiç açmayan
Sarı
güller açmıştı.
İlk gören Hz.Aişe
annemizdi.
Aynı sarı
güller,Hz.Fatımanın ve Hz.Osmanın bahçesinde de açmıştı.
Sizden ayılık vaktinin yaklaştığını anlamıştı üçü birden.
Hüzün çökmüştü
gönüllerine artık.
Gönüllerindeki
aşkınızı göz yaşı olarak sarı
güllerin üzerine akıttılar.
Sarı
güller rengini sizden ayrılığın ifadesi olan
hüzünden
Almıştır efendim.
Osman Dindar
İstanbul 24/02/2010