2
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1047
Okunma
içimdeki sesi kaybettiğim anlarımda var
tarihin unuttuğu çarçur edilmiş
onca hikayeden birisi daha işte.
yazarken plan yapmayan
mühendisler gibi
mesleğine ihanet eden
ve ihanet ederken keyif alan
kötürüm bir koca,
yani öyle nadir bulunan
türlerden
mekteplerde öğretilmeyen şeylerin
peşinden koşmak
bir çizgi çekip ömrüne
hafife almak
onca dert ve kederi
kurak mevsimlerin
üzerine üzerine geldiği
ovada ki vahalarda
kar taneleri
yeni yetme rüyaları
mavi kuşların turuncu tüylerinde
bulduğun
avuntular mı desem?
bir sebebi olmalı
kendisine insanın
kendisini aşamamış hırsların
bol olduğu
sokak pazarlarında
tezgaha düşen
nice şamiller
bir sen misin yâni hayalleri olan?
elmasların taşlardan farkı;
nadirliğindedir
sık bulunan ortamların
müdavimi olmadan
görmek istemediğin gerçekler var.
sarılmadığın korkular
peşini bırakmayan gölgelerin
elinde şemsiyesi,
kaçınılmaz fırtınalara rastlayan gemiler gibi
sonunu beklemediğin gişe filmleri;
hayal kırıklarıyla dolu
ucuz yönetmenlerin
alkışlanan
senaryosu kıt çerçöp eserleri
seyircisini bulamayan
yalnızlık hikayelerinde
adı geçen
nice bilinmez isimlerin
bir farkı olacak elbette!
sen hiç göremesende.
ışıldar yıldızlar.
var onlardan yani;
galaksilerarası yolculuklarda
hayran hayran dolaşan serin gözler gibi.
kırpışan kerpiçlerinin
döküldüğü
eski evlerin
kalplere yontunan
asma balkonlarının hatırına.
25.05.2015
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.