1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1242
Okunma

dilin kemiği yoktur bilirsin
düşünmeden söyler her şeyi
kustun içinde biriktirdiklerini
daha düne kadar etle tırnak gibiydik
bir anda sildin yüreğinden beni
ne kadar da rahattı elveda deyişin
güvenme güzelliğine gün gelir
aynaya baktığında tanıyamazsın kendini
bir sivilce yeter bitirmeye güzelliğini
söyle ne hakkın vardı senin
küçük görüp de ezmeye
burnun kaf dağında kibir sarmış her yanını
küçük dağları sen mi yarattın sanıyorsun
bir gün sen de karşılaşacaksın gerçeklerle
yüreğin tutulacak hıçkırık nöbetlerine
geri dönüşüm olmayacak sana
çoktan kaybolmuş olacağım zaman tünelinde
gözleri felfecir okuyan sen
başın önünde arayacaksın ayak izlerimi
ama göz ardı ettiğin bir şey var
sen gittiğinde öyle sert rüzgarlar esti ki
ikimize ait ne varsa sildi süpürdü
bir toz bulutu halinde savruldu gitti
yağan yağmurlarda temizledi herşeyi
öğün artık eserinle oyna polyannacılık
başını ellerinin arasına al
bir düşün ben nerde yanlış yaptım diye
artık bin dereden kırk su getirsen de
bedenini sarmış günahlarından arınamazsın
hadi şimdi çekil köşene
al eline otuz üçlük tesipihini
ya sabır diyerek çek
insafa gelir belki katılaşmış yüreğin
yakmaz bir daha benim gibi kimseyi
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.