5
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
2723
Okunma

Sen; memba ol; aydınlık mevkiinde
Bekle, nazenin kaynağında hele;
Gelmeyen, gelmesin.
Gözleri kamaştıran güneş ol,
Işıklarınla sinelere gir,
Hüzmelerinden yararlanmayanlar
Boşver, yararlanmasın.
Çınar gibi olmaya bak,
Çevrene, o enfes gölgeni salıver
O gölgeye sığınmayan, sığınmasın.
Sen; sabahın lezzetini taşıyan
Çam kozalakları gibi ol,
Çatlayınca, salıversin ÇAM kokusunu
Zaferan niyetine sürsün Hüd Hüd Kuşları
Adanmış adaklarının üzerine, edeplice
Ve tohumların
Şerha şerha uzansın salkım halinde,
Tatmayan tatmasın,
Almayan, almasın.
Sen; Güle meftun BÜLBÜL oluver,
Her dem Gül ile hemhal olmak için
Âşık maşuk ile sarmaş dolaş ise
Sende maşukuna şakıyıver,
Varsın hicranlı nağmelerini
Çağırdığın, o uzaktan seyre dalan
Mahur gözlerindeki ışıltının kaynağını
Maşukun değil de
Başkaları sürünsün,
Hayâsızsa, başkaları kullansın.
Ama yine de; Sen SEN ol
“SEN” ol ki; ümitsizliğe değil
Yarının aydınlık dünyasına ateş taşı,
Yak bütün gönülleri,
Kalmasın kâinatta bir mahzun gönül,
Denizlerin kumları,
Yağmurların taneleri,
Mahlûkatın solukları adedince,
O boynu bükük yetim kalpli garipler
Duysunlar, Verdi desinler, SEN’ i görsünler.
05.Eylül.2014/Bursa
5.0
100% (10)