0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1896
Okunma

Paşası çoktur İstanbul’un
Kasımpaşa’dan binersin bir otobüse
Gaziosmanpaşada inersin
Az ilerisi Bayrampaşa...
Bununla bitmez ama
Paşası çoktur İstanbul’un...
Bazen bir tinerci çocuktur paşa
Çektiği zaman asetonlu bezinden iki nefes,
Gecenin şerriyle uyanır:
’Gökyüzü konuş, İstanbul ses kes’
Bazen bir fahişedir
Peşin ödenmişse vizitesi
Hele de bahşişi kapmışsa bir tekenin döşünden
Paşaların paşası
Bir işçi çocuktur bazen paşa
Haftalığının yarısını harçlık olarak koymuşsa cebine babası
’Boka püsüre para harcama ha’
Kimin umurunda bu fukara nasihatı
Paşasın işte.
Rami Halindedir bazen paşa
Kilosunu yetmiş beş kuruştan okumutşa çürük domatesin
Kimse sonradan salça olmamışsa
Paşa var paşa
’Yeşil soğan verelim abim’
Belindeki ağrıya aldırmayan şarklı bir hamalın
Paşalık demidir.
’Nereye ağam’
’Şuraya indir paşam, şuraya.
Kırılmadı ya?’
Kirli bir mendil silerken alnındaki teri paşanın
’Bir kuru fasülye çek usta,
Cücüğünü getir soğanın’
Dedim ya,
Paşası çoktur İstanbul’un...
Yalılarda
Yollarda
Yalanlarda, cami avlularında
Pazar yerinde, bir otel odasında...
Ama bu gün paşa benim
Üsküdarda bu sabah,
Koca bir semaver var masamda
Çay değil!
Sanki sıcak bir iksir yudumluyorum
Kız Kulesi üzerinde uçuşan Üsküdarlı kuşlara
Simidimden rızık ufaklıyorum
’Telaş yok, doyacaksınız hepiniz
Bu sabah bendensiniz’
Bu sabah paşa benim!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.