(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Emine hocam çok ta öyle fazla söze ne hacet..Dizeler her şeyi anlatıyor.. Güne özel ..Duygularınız daim olsun kutlarım ..Şiddetin olmadığı bir dünya özlemimle...
Merhaba Emine Hanım, çok güzel, kısa ve öz...Söylenecek çok şey var, susmak ilk seçenek; aslında eylem gerek.. Sizleri tebrik ederken, bütün kadınlarımızın gününü kutluyorum. Saygılarımla.
(Günün önemini hiçbir şiir veya yazı bu şiir kadar hissettirmiyor bana, onun için tekrar yayınladım)iştee bu aynı duyguları bir arada yaşamak ne güzel paylaşımın için teşekkürler
Az söz,çok şiir,çok anlam.Şiir içinde hayat,hayat içinde çocuk gelin...8 Mart Dünya kadınlar gününde gerçekle örtüşen gönül dizelerinizi kutlarım. Sevgi ve selamlarımla.
Kadınlar günümü kutlamak için gelen bütün mesajlara "üzgünüm" diyebiliyorum.
Kendim için değil.
Tarlada, fabrikada çalışan işçi kardeşlerim için. Anadolu'da ki evinde,elinde, belinde, karnında, ardında, çoluklu, çocuklu kadınlarımız için "Üzgünüm." Yapacak hiç bir şeyim yok...
Yıl 2014 ve biz hâla ülke olarak çocuk gelinler, soklak ortasımda dövülen, öldürülen kadınlar, taciz ve tecavüze uğrayıp bir de suçlu muamelesi gören kadınlar, kısacası insan olduğunu farkına varamadığımız kadıunları konuşuyoruz.
Hikayesi benim derin anlatamayacağım için yazar Erhan DEMİRTAŞ değerli bakış açısı ve yorumunu alıntı yaparak ve ondan özür dileyerek(izinsiz veya habersiz aldığım için) aktarmak istiyorum:
Filmin hikayesi "Kadın olduğum gün"
"8 yaşında ki Havva, sabah uyandığında her zaman ki çocuk telaşı ile dışarı çıkıp arkadaşı Hasan ile oynamak istemektedir. Hasan ile beraber dondurma almaya gitmek isteyen küçük kız büyükannesi tarafından engellenir. Çünkü Havva artık 8 yaşındadır ve o bu günden sonra kadındır. Çoçukluğunun bitip mahreminin başladığı yerde Havva demir bir perdenin ardına hapsedilir.
Kara bir başörtüsü ile başı kapatılan Havva, karanlık bir ritüelin içine çekilir böylece. Daha dün çoçuk olduğunu ve ne çabuk kadın olduğu sorusunu sorduğun da ise cevap tıpkı bu ritüel kadar mantık dışıdır. Ancak Havva tüm imkanları kullanarak son bir kez Hasan ile dondurma yemelidir çünkü bu eylem onun hayatı boyunca bir daha erişemeyeceği bir şeydir.
Hasan onun son erkek arkadaşıdır,ve bir daha gülüp oynayabileceği oyuncaklarını paylaşabileceği bir arkadaşı olmayacaktır. Büyükannesine öğlen vakti doğduğunu söyleyen küçük kız o halde öğlene kadar vaktim var der. Böylece Havva öğleye kadar Hasan’la oynamak için izin almıştır. Elindeki saati Havva’ya vermeyen büyükannesi ona ilkel bir yöntemle zamanı ölçmeyi öğretir.
Bu durum bir bakıma İran’da kadınların içinde bulunduğu trajik hikayenin resmi gibidir. Kadınlar İran’da yaşamlarını ilkel, eskimiş, köhne bir sistemin sirkülâsyonun da devam ettirir. Aldığı şekerleri Hasan’a götüren Havva bu sefer Hasan’ı evde kilitli bulur. Pencerenin parmaklıkları arasında aldığı şekerleri Hasan ile paylaşırken bir yandan da zamanla yarışır. Zaman öğleni bulduğun da ise anne Havva’nın başını siyah bir örtü ile tekrar kapatıp eve götürür. Havva tam da yaradılış efsanesin de olduğu gibi cennet bahçesinden kovulan Havva gibi bir başlangıcın hikayesidir."
Buna benzer ülkemizde de yaşanmıştır ben de bir bir erkek olarak töre yasalarının eğip büktüğü bir ortamda yaşamış (hayati seçeçeneklerimin büyüklerimin elinde olduğu bir zaman dilimden) olduğunun acısıyla bunu yazma ihtiyacı duydum.
8 MART KADINLAR GÜNÜN'ü tüm annelerimize, kardeşlerime ve tüm dünya kadınların gününü kutluyorum. Ve kadınları bir gün değil her zaman anılmasını, önemsenmesini temeni ediyorum
Aslında birimizin bir hikayesi bir başkasının hikayesi olabiliyor veya benziyordur; farklı coğrafyalarda bile olsak biz biribirimize benzeriz çünkü insanız....
Töre, sadece kimlik veya elbise değiştirmiştir; töre ve ona benzeyen uygulamalar bazen dil kimliğiyle bazen din kimliğiyle bazen de sistem dediğimiz cendereyle uygulanmaktadır mallesef...
Bazen yazılan bir yazı veya şiir, sanki bizim için yazılmış gibidir değil mi?
Şiirim içini acıttı biliyorum ama bu acılar da hepimizin canı yanmıyor mu?
töreler ve kadına yaşam hakkı tanınmaması sadece kadının canını yakmıyor maalesef, o kadını sevenin de canını en az kadın kadar yakıyor, yorum hikayende olduğu gibi.
Geçmiş geçmişte kalsa da bugünü, bugünün gençlerine yaşam hakkı tanınsa bari. Şu töre zincirini kıracak demir bilekler doğmadı mı henüz :(
Sizin bu şiiriniz, bana hem o filmi hem de gençliğimde zehir gibi yaşadığım gençliğimi hatırlattı. Bir kaç dizeyle beni geçmişe götüren o güzel mısralarınızdı...
Aslında birimizin bir hikayesi bir başkasının hikayesi olabiliyor veya benziyordur; farklı coğrafyalarda bile olsak biz biribirimize benzeriz çünkü insanız....
Töre, sadece kimlik veya elbise değiştirmiştir; töre ve ona benzeyen uygulamalar bazen dil kimliğiyle bazen din kimliğiyle bazen de sistem dediğimiz cendereyle uygulanmaktadır mallesef...
Bazen yazılan bir yazı veya şiir, sanki bizim için yazılmış gibidir değil mi?
Şiirim içini acıttı biliyorum ama bu acılar da hepimizin canı yanmıyor mu?
töreler ve kadına yaşam hakkı tanınmaması sadece kadının canını yakmıyor maalesef, o kadını sevenin de canını en az kadın kadar yakıyor, yorum hikayende olduğu gibi.
Geçmiş geçmişte kalsa da bugünü, bugünün gençlerine yaşam hakkı tanınsa bari. Şu töre zincirini kıracak demir bilekler doğmadı mı henüz :(
Sizin bu şiiriniz, bana hem o filmi hem de gençliğimde zehir gibi yaşadığım gençliğimi hatırlattı. Bir kaç dizeyle beni geçmişe götüren o güzel mısralarınızdı...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.