0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1350
Okunma
Aze
Sen henüz köpürmedin sular gibi çöl yurdunda
Yangınlar üflemedi ruhuna seraplar ülkesinde
Karanlıklar sana gündüzler masalını anlatmadı
Hasret tozunu solumadın daha kaldırımlarda
Sokak lambaları iğreti bir edayla bakmadı göz bebeklerine
Filistinli bir çocuğun gözlerinde acı emziren hayallere dalmadın
Rüyalarında savaşlardan arta kalan kesik damarlarla dolmadın
Bekleyişler yutkunmadın
Suskunluklar tıkanmadı boğazına
Hasret buseleri bir diken gibi batmadı dudağına
Bir güvercinin ayaklarında özlem olup uçmadın
Bir sigara dumanında efkâr olup duvarlara sinmedi kokun
Aze, bir anne dudağında ölümcül buse olmadın
Yüreğin kış gecelerinde muhabbete aç gözlerde santim santim erimedi.
Kan dağlarında ırmaklardan aşk seyretmedin
Aynalarda karşına çıkmadı ansızın ayrılık
Takvim yaprakları ihbar etmedi özlem saatlerini
Dokunmadı acılar bir buse gibi yüzüne
Kalbinde firar eden heyecanlar olmadı Aze
Duyguların İstanbul’la Mekke arasında köprü olmadı
Düşlerinde Cennet ırmaklarında yüzmedin
Karanlıklar en sükût duygularla çığlıkları biriktirmedi gözlerinde
Dinlemedin en ölümcül naz şiirlerini
Ediplerden, Sezailerden, Yahya Kemallerden, Turgutlardan…
Ayrılıklar merhaba diye çalmadı kalbinin kapılarını
Acılar yüzüne haykırmadı uykularında
Saçlarına yıldızları toka yapıp takmadın Aze
Kaynamadı içinde yar sızıları
Yârin dokunduğu mektupları memleket bilmedin
Şiirden örme kanatlarla uçmadın yar düşlerine
Ellerin üşümedi sahipsizliğin acı yüzüyle
Yağmurlar dokunmadı pencerelerine aşk müjdecisi gibi
Bakışların çökmedi Leyla edasıyla çöllerin bağrına
Hiç aşk dilenmedin dilencilerin şahından
Kaç kez gözlerin kayboldu bir türkünün ahından
Gecelere yürümedin hiç âşıkların sabahından
Aze anlayamazsın beni
Susamazsın benim gibi
Gözlerin bir takvim yaprağı gibi yanmadıkça yar yüzünde
5.0
100% (3)