7
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
1377
Okunma
Madem kısır sevgi şefkat kaynağın
Gönüllere ne çiledin efendi?
Mutfağına yerleştiğin konağın
Ülküsünü aç beledin efendi!
Sızlandıkça kızdın hane halkına
Kükreyerek lâyık gördün talkına
Bırakmadın, beytülmalı, kalkına
Tek istisna şu veledin efendi!
Deryalarda namın aldı yürüdü
Kürsülerde gözünü hırs bürüdü
Demeçlerin hasetliği sürüdü
Husumeti sen biledin efendi!
Komşularla kopardığın kavgalar
Arzı değil ırzımızı ırgalar
İnsicama güler oldu kargalar
Sırtlanlara et meledin efendi!
Haberin yok uzlaşmanın u’sundan
Tırstım senin niyetinin pusundan
Kuşkulanmam kırk tilkilik usundan!
Konuşsana… Dut mu yedin efendi?
Yemek için tencereyle kapıştın
Eski şefin kepçesiyle çarpıştın
İş, servise gelince mi apıştın?
Üç vakitte çıkar dedin efendi!
İşçin mağdur ama mağrur ve mertçe
Zam zamanı açık verdi hep bütçe
Asgariyi düşünerek cömertçe
Hangi vakit gülümsedin efendi?
Ali kıran baş kesenler, örgüttü...
Yamağını kor(k)usunda çok güttü
Kin değirmen… Umutları öğüttü
Eleğinde din eledin efendi!
Yarınların boğulduğu kanlarda
Hiç kendini bulmadın mı zanlarda?
Yaradan’a el açtığın anlarda
Sabi için ne diledin efendi?
Ahaliyi vaatlerle uyuttun
Akabinde sözlerini unuttun
Kurbanların iliğini kuruttun
Kör nefsini önemsedin efendi!
Oyy diyerek yine çıkıp karşıma
Dalmayasın pazarıma, çarşıma
Vura vura şu akılsız başıma
Ayılmayı sen belledin efendi!
23.11.2013 01.45