2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1632
Okunma
Hürrem Sultanın Kızı Mihrimah Sultan ve hayatı hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.
Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı Hürrem Sultan’ın bir kız çocuğu gelir Dünya’ya .
Efsane bir ask’ın meyvesidir bu çocuk ve bu yüzden belki efsane aşkların en temeline en masalsı olanına ithafen ismi Mihrimah konulur Mihr-ü Mah Farsça da Güneş ve Ay demektir.
Zaman hızla geçmiş Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir ki o zamanlar için evlendirilmesi uygun olan bir yaştadır. İki talibi olur biri Diyarbakır valisi Rüstem Paşa dırdiğeri ise saray’ın baş mimarı Mimar Sinan.
Padişah biricik kızını Rüstem paşa ile evlendirir Sinan evlidir ve 50 yaşındadır ama bilinen odur ki Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır.
Mimar Sinan o derece derin bir tutku ile aşık olduğu Mihrimah Sultan’a kavuşamamıştır fakat o’na olan aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.
İstanbul’un en güzel yerlerinden birine Üsküdar’a Mihrimah Sultan adına bir cami yapması istenir kendisinden.1540 yılında inşa etmeye başladığı cami’yi 1548 yılında tamamlar.Cami inşa edilirken bir yandan kendi aşkını anlatır hiç şüphesiz ve eserine sanki “eteklerini giymiş bir kadın” siluetini verir ayrıca cami için mimari olarak esinlendiği örnek aldığı yer ise bir başka aşka kutsal bir aşka adanmış bir şaheserdir ; Ayasofya.
Bahsi geçen bu cami 2 Minareli olup padişah fermanı ile yaptırılan bir eserdir ama Sinan’ın söyleyecekleri bununla bitmemiş olacak ki bu eserden 14 yıl sonra o güne kadar ilk defa padişah fermanı olmaksızın Edirnekapı da surların yakınına pek kimsenin ilgilenmediği ıssız yalnız ama İstanbul’ un en yüksek tepesi olan bir yere sanki aşkının gizliıssız ve yalnızlığını ama bir o kadar büyüklüğünü haykırmak istermişcesine ikinci bir eser yapmaya koyulur.
Mihrimah Sultan’a ithafen.
Derler ki; cami Mihrimah sultanın o duru gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı. ( o tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan’ın o çok güzel ayak topuklarını döven upuzun saçları tasvir edilmiştir.
Ve yine denir ki Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.
Ama Sinan aşk‘ını öyle sihirli bir tılsımla mühürlemiştir ki bu sırra şaşırmamak o sevdaların naifliğine imrenmemek elde değil. Sinan Usta’nın aşk’ının vesikasıdır sanki iki caminin de yeri özenle seçilmiştir. Güneşin doğum ve batım yerleri tespit edilerek yapılmış camilerdir. Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ni aynı anda görebileceğiniz bir yer tespit edin. Günbatımında (elbette yılın sadece bir gününde ki o gün 21 Mart gece ile günün birbirinre eşit olarak kavuştuğu gün’dür daha enteresanı o gün Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür) göreceğiniz muhteşem manzara şudur:
Edirnekapı Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğmaktadır! “Bu nasıl bir hesaplama bu nasıl bir estetik anlayışıdır!”
Kaf dağının ardında masal imiş sevdalar
Bir varmış da bir yokmuş yalan oldum Mihrimah
Pak beyazlı gelindi kefen giydi sevdalar
Hazan yedim sonbahar talan oldum Mihrimah
Bir öfkenin yelinde harman ettin sevdayı
Yel vurunca çecimi solan oldum Mihrimah
Kanuni’den ferman mı aşkı memnu günahım
Neydi gönlüme kastın ay yüzlü Mihrimahım
Islattığın kiprikten süzülürken bin ahım
Girdap döndüm selinde ne tufandı Allahım
Bir öfkenin selinde harman ettin sevdayı
Sel vurunca çecimi dolan oldum Mihrimah
Dadanmış bülbül güle figan eyler kafeste
Tavafında tur attım can tende son nefeste
Çile bülbülüm çile yazıl hicrana beste
Çeksin sevda ahını gül aheste aheste
Bir öfkenin dilinde harman ettin sevdayı
Dil vurunca çecimi belan oldum Mihrimah
Rest çekemem sevdana aldatmaz açık kartım
Hangi saraf narhında yanlışa çıktı tartım
Bürüt netten ağırdı eksiye vurdu artım
Yemin olsun kuran’a sadakatti tek şartım
Bir öfkenin elinde harman ettin sevdayı
El vurunca çecimi çalan oldum Mihrimah
İhtimali beklerken senden çok umutluydum
Uğrun uğrun severken inanki hep mutluydum
İlanı aşk dilimde dönülmez komutluydum
Diz çoktüm de binmedin inilmez hamutluydum
Bir öfkenin çölünde harman ettin sevdayı
Çöl vurunca çecimi kölen oldum Mihrimah
Ne yiğitti şu gönlüm mayası rengi koyu
Can yaşarken cıkar mı tenin altından huyu
Gözyaşlarım Nuh tufan nasıl durulsun suyu
Her mecnuna bir Leyla Yusuf’un payı kuyu
Bir öfkenin gölünde harman ettin sevdayı
Göl vurunca çecimi bulan oldum Mihrimah
Ay cemalin görmedim nur hayalin çoğudu
Yaza yaza biter mi Kul Figani ağıdı
Kor sevdana banmadan önce gamım yoğudu
Ölümsüzdü sevdalar sanma sana soğudu
Bir öfkenin belinde harman ettin sevdayı
Bel vurunca çecimi kölen oldum Mihrimah
KUL FİGANİ (Erdem GÜMÜŞ)
Sakaraya/2013
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.