0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1402
Okunma

İlk giydiğin elbisenin rengini ben söylemeyeceğim/
bana bir anımızı anlat..
his demiştin..
gider ayak/bileklerimi kırıp, sesime dokunarak..sus gelmişti ki asla gidemeyeceğimiz yerleri fısıldar gibiydin aşktan sağır kulaklarıma ve ben sevgili duyuramamıştım sesimdeki çığlığı hiçbir zaman..şayet duysaydın..nashibine düşecek bir kalış olacaktı bütün gidişlerinden ödünç almış olduğum acılarım ki yüreğinde sakladığın duyguları, yosun tutmuş bir git/ansızın gelip şah damarına saplanıyor delilenmelerinde ve sevgili
kavrayıp bileklerinden..önünü ve yönünü şaşırmış ses gibi..kulağımdan önce yüreğime tekrar takrar çarpıyordum seni/aksi seni..dilindeki kor ateşi..yürek duvarımdan uzak tutmalısın bu gece/gözlerinin elası şahit olmuştu yüreğimden düşen yemine..
(...)
yorgunluğunu sineye çekip
“aslının”
yüreğinde önce
gölgende saklı olduğunu anlayacaksın
en uzak ihtimallerin netleşecek gülüm/seyişlerinde
ve duyacaksın
sana söylenmiş/derlenmiş sözleri
parçalı bulutlu/umutlu bir hava tahmin raporu yapmıyorum
aniden bastıran bir doğa olayı gibi bakma yüzüme ki
hadi sende de yağ şimdi iliklerime kadar ıslanayım sağanağında
ve bil ki sevgili;
bu izler
yüreğimdeki
bileklerimdeki
kollarımdaki
omuzlarımdaki bu izler
hepsi ama hepsi
hepsi senin içindi ki
hadi gel..
sabundan yanmış gözlerime bir avuç su tadında şimdi...
(...)