7
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
980
Okunma
.
Üzülme
ellerimiz bizim değildir bazen
bazen gider bir çukurdan aşka küsmüş bir kadını çıkartır
kadın dediğin ‘’öküzümüzden sonra’’ sofraya çağırdığımız
çitelenmesi kolağızlarının el kadar yakalarımızın küllü sularda
ninelerimizin elmacık kemikleri gibi belirgin yanakları çökük
arzuları rafa kaldırılmış
geniş kalçalarıyla sönük ve yalpa vuran sandallar gibi
kırsal limanlarımızda
onurun dubasına sımsıkı bağlanarak
Toprak kapı önlerini ıslamak ve kileri toplamak gibi sevecen
damlara loğ çeken adamları sevebilmek
ve silebilmek alınlarındaki teri
yıkılmışlığını bazen omuzlarının
omuzlamak
İncinme
ellerimiz bazen bizim değildir onlarındır da biraz
çıkar hiç olmadık yerlerden yüzümüze indirilen şamarı
zıplarsan kanarsın
kanarsan ölürsün diyecek kadar küskünlük veren o munis azar
azar azar bir kuyudan toplamadık ellerimizi
ellerimizdi aşk
ellerimizdi toprak
bir yerlerde sinmiş çocuk silüetinde saklandığını sanan
ancak her güzel şey gibi kısa ve acısız biten
ve yakalanan kardeş ölümlerine ansızın
işkencesiyle ünlü hapishane revirlerinde
kemeriyle asılan dirim gibi muğlak
varıldığı anda her birimizi ayrı ayrı kıyamına durduracak
.
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.