0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1754
Okunma
..
bir deniz kenarı;
ılık beton
saf bir düşünce
üzerinde
masa ve yarım sandalye
seyrelmiş birkaç bulut arasında
akşamüstü renkleri
mutat hüznünde akıyor ellerime
kısalıyor ufkun puslu nostaljisi
gözlerimi ovuşturan dağınık saçlarında
nergis kokusu var/anıların..
yeşeriyor kadim bir aşkın yaz-ısız gölgesi
masaya yığılan duyguma
meze oluyor
çift kişilik dudak paylı
demli çay ve martılar..
candan bir yudum suda bir çığlık
aralıyor masa(lı)mın ahşap kapısını
huzur makamına boyamıştı dudaklarımızı
sükunetin eşiğinde vuslat
kuşluk kanadına gizlenmişti sessiz yürek atımları
eylünün güz korkusuna yeşil sürmüştü nefesimiz
doğmamış kederleri zaman zarfına saklıyordu gözlerimiz
bilebilir miydik
hicabsız turuncuyla eğlediğini dilleri
esrik güneşiyle bilediğini günleri
umut kesikleriyle alazladığını hayali
aşkımıza çizmemişti bu ay kalp şeklinde rûmuzu
oduyla yüreği yakıp dikeniyle bağlamıştı kolumuzu
kızgın alevlerle sarmıştı sevda yolumuzu
çıkaramamıştık/
ayrılığın takviminden yirmibir temmuz’u
....
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.