48
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
2979
Okunma
Bir göç hengâmında yürekten kaleme dökülen duygu esintisi…
Bu vesile ile öz geçmişimden kısaca bahsedip gönül dostlarıma kendimi birazcık tanıtayım.
Konya’nın Hüyük ilçesinin Suludere köyünde doğdum ortaokulu Hüyük ve Beyşehir de, liseyi Seydişehir ve Ankara da okudum askerlik sonrası Isparta TEK de çalıştım daha sonra Selçuk üniversitesi eğitim fakültesi kimya bölümünü kazanmama rağmen maddi imkansızlıktan dolayı okulu bıraktım. Sonra açık öğretim iktisat bölümünü bitirdim bu esnada Seydişehir alüminyum fabrikasında çalıştım, fabrikada sağlık taramalarında tespit edilen bir hastalık dolayısıyla genç yaşımda zorunlu emekli edildim. Lise yıllarımdan beri matematik hobim öğretmenlik sevdamdı bu yüzden her zaman öğrenci çalıştırdım fahri öğretmenlik yaptım Bir süre resmi ücretli öğretmenlik de yaptım, daha sonra on yılı aşkın bir süre bir devlet lisesinin vakfında muhasiplik yaptım, aynı zamanda okul kütüphanesine fahri olarak hizmet ettim. Sonra iki yıl bir süt fabrikasının satış mağazasında satış elemanı olarak çalıştım, şimdi o işi de bırakıp İstanbul Bahçelievler Kocasinan semtine taşınıyorum. İnşallah gönül dostlarından İstanbul da olanlarla yüz yüze görüşme imkânımız olur bu vesile ile bir süre şiirlerinizden mahrum kalacağımdan dolayı üzgünüm… Ramazan bayramınızı en içten dualarımla kutlar, bütün hayatınızın bayram gibi geçmesini dilerim. Saygı ve selamlarımla…
Bir hüzün tufanı gözlerde yaşlar,
Esefler kuşanıp gidiyor muyuz?
Sükût hançer gibi eğilmiş başlar,
Yıllardan boşanıp gidiyor muyuz?
Bu şehre gepegenç uçkunda geldik,
Asi bir kasırga deli bir seldik,
Her yere yabancı herkese eldik,
Ülfetten usanıp gidiyor muyuz?
Bu şehir bambaşka sihirli baldı,
Esrarlı bir rüya ya da masaldı,
Dur kaptan geride Gençliğim kaldı,
Serabı su sanıp gidiyor muyuz?
İçimde kudurmuş lavdan bir nehir,
Ayrılık kavuran yakan bir zehir,
Ne olur unutma beni ey şehir,
Yaşlarla yıkanıp gidiyor muyuz?
Ey şehir sende ne sırlarım kaldı,
Kalplerde muhabbet surlarım kaldı,
Sönmez söndürülmez nurlarım kaldı,
Bir aşka uyanıp gidiyor muyuz?
İçimde bir volkan kavurup dağlar,
Lavları sel olur kudurur çağlar,
Çiçekler iç çeker bahçeler ağlar,
Hicrana boyanıp gidiyor muyuz?
Konya Seydişehir den veda şiirim
BİR MUHABBET FEDAİSİ ABİMDEN UĞURLAMA NAZİRESİ
------------------------------------------------------------------------
MÂDEM Kİ GİDİYORSUN…
Seydişehir’den İstanbul’a göç eyleyen Bayram Ali Bülbül Kardeşime Biraz özlem, biraz sitemle…
Hüzüne ne gerek mana erine
Sevine- sevine gitmeli derim
Bırak şu dünyayı, mahşer yerine
Sevine- sevine gitmeli derim
Elbette çocukluk, gençlik gidici
Sel olsan ne yazar, ömür bitici
Bülbül olmayası Gülü itici
Sevine- sevine gitmeli derim
Serabı su sanma çok yanlış olur
Arayan rahmeti, suyu da bulur
Her mevsim bir ayrı güzellik solur
Sevine- sevine gitmeli derim
Unutmaz bu şehir çok vefalıdır
Onda visal-firak bin safalıdır
Bîvefa dostluktan az cefalıdır
Sevine- sevine gitmeli derim
Çözülür çok sırlar var git ovana
Açıl Gül misali sarıl davana
Hamd edip, insanı tutup, savana
Sevine- sevine gitmeli derim
CEYHUNİ dağlarda sence suç varsa
Cennet misal yamaç lavlar solursa
Ey Dost seni çeken Nur’sa, onursa
Sevine- sevine gitmeli derim
06.09.2012
CEYHUNİ
(Mustafa AVCU)
5.0
100% (36)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.