9
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
8173
Okunma

Bir rüzgâr esip gelir uzaktan
Ve çiğ damlar gözlerime
Sen doluyorsun içime sabahın seherinde
Gül yüzün gibi aydınlanırken güneş
Titreyerek uyanır dalından şu gönlüm
Öylesine vurgun
Öylesine muhteşem
Bir kaç adım öteden
Öyle övgün bakıyorsun ki
Üzerime gelse tomurcuğu açtıran bakışların
Giderken kalbime ayak izlerini bırakan
Geceden kalma gözlerim
Hasretinin yağmuruyla yıkasam
Karadan daha kara
Nurunla aydınlanır şu yüzüm
Dilimde bir hicran bestesi
Kulaklarımda hasret nağmeleri
Kimi zaman bir zeytin tanesinin tuzu gibi
Öylesine özlemişim seni
Sıcak bir çayı yudumlarken
Radyomda eski bir şarkı
Hicâzkâr bir şarkıdır adın
Bilir misin
Sensiz dakikaların kaç asır olduğunu
İçerken göz yaşlarımı sessiz sessiz
Çölde bir sürgün
Prangalı bir mahkûm
Kördüğümle bağlanmışım sana
Gurbetin adıdır şu gönlüm
Sana gelen yollar çıkmazda
Dökerken içimi kuytulara
Sökülürken kalbim yerinden
Dirhem dirhem
Ne çığlıklar duyarım
Kuş seslerinde
Uçmak isterim kanatlarında
Sana gelmek duygusuyla
Her saat göç ediyorum yâr
Artık çağır beni yüreğine
Bitsin bu hasret
Düşer gözlerimin enginlerine hep hüzün
Yine taşıyorum bedenimden
Su olup
Yol arıyorum toprağı yararak
Haydi çağır beni
Çağır gözlerine
Çağır dizlerine
Dokunsun ellerin
Bu kalp senin özüne yaralı
Gel haydi
Gözlerinin dalıp gittiği yerdeyim...
Celal Keklikci
Sevgili nazan sarıkaya ve ışık arsoy abime teşekkürlerimle..
5.0
100% (7)