10
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
1516
Okunma

umulmadık bir anda
yaşanmamak zorunda yaşattığın
bir şehir artığına benzettin duygularımı.
dünden bu güne depreşen bu son darbe de senden
başımı koyduğum yastık yaslandığım koltuk
bıraktığın çaresizlik/ten.
bakınca anlamalıydın
ve hatta gözlerimden okumalıydım
bir kabukta saklı iki badem içinin biz ettiğini
yağmurla ıslanınca çatlayan gözlerimizdeki yeşilin
kesik dalına yazılan hikayesini…
gözlerim gözlerini taşıdığı yerde
utangaç tavrının görüntüleri aynalara ters düşecek
adını koyduğumuz o çocuklar büyüyecek
habersiz suçlanacak uzaklarda
umutsuz yarınlar çizilecek
kanatsız resimlere.
bu günden sonra
her mevsim etkili geçecek
katlanmakta zorlanacak ömrüm
gölgeli gülüşlerin saracak her an etrafımı
sen ki benimle dalga geçeceksin hatırladığında
yara aynı yara dağıttım vücuda dercesine
gülümseyip gideceksin,
ağladığımda…
avutamayacak beni,
artık Hacivat ile Karagöz
gölge oyunlarında bile aklıma geleceksin
bir Pinokyo’ gibi uzayan burnunla kemireceksin düşlerimi
dünden bu güne bu günden yarınlara devredeceksin
ve unutulmayacaksın, utanmalısın biraz.
2012/4
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.