0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1368
Okunma
Ne güzeldi eski aşklar ne güzel…
Aşkın aşk olduğunu anlardık bir zaman
Sokakların, caddelerin dili olsa konuşsa
Heyecanın hazzını tadardık bir zaman
Düğünlere giderdik hem de koşa koşa
Cuma akşamından yıkardık çamaşırımızı elde…
Her ortamın bir düzeyi, her şeyin bir usulü vardı
Çoğu zaman sevgilerimiz gönlümüze mahkum olurdu?
Öyle çat pat söyleyemezdik her şeyi herkese
Sevginin, sevgilinin, aşkın, sevdanın kıymeti vardı
Öyle bedava değildi sevgiler…
Bedava değildi; belediye kömürü gibi…
Ne güzeldi eski aşklar; sadakatle yatar kalkardı
Vefayla engin denizlere yelken açardı…
Aşk her gün aynı yoldan giderdi fabrikaya…
Öyle her yoldan gitmez, her arabaya el atmazdı…
Efendiliğiyle ün salmıştı Kafdağının ardına
Her gelenin parmak çaldığı yoğurt değildi.
Büyük kavgaların adamıydı aşk
Yıldırım’la Timur; ölmekle kalmak gibi…
Aşkın on dört şubatı yoktu eskiden
Öyle ticari değildi…
Özlemesi bile güzel eski aşkları
Kalemi, kağıdı, Ferdi Tayfur kasetlerini
Yokluğu, yokluktaki ümit ve hayalleri…
Caddelerde aşkın peşinden koşmayı
Kolay kolay unutmamayı; daha doğrusu unutamamayı…
Her şeyini özlemesi bile güzel eski aşkların
Özlemle anılması bile güzel eskimeyen aşkların…