1
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1804
Okunma
Say ki Öldün
Israrsız bir sebeple
Geldiğinde ölüm
İlk suskunluk icraatı başlatdığında
Göğün steplerine doğru
Kan tutar kelimeleri
Aktığında dil
Yer yüzü faniliğini belletir
Yüzyüze geldiğinde
Refik i alanın soluğu
Buz renginde hissedilir
Dil kınına çekilir
Göz ferini söner
Sukutu dinler kulak
Günahın kelimeleri susar
Ecrini sıralanır sonkez kalp
Akıl son hız çarptığı çelikten duvarın
Önünde bir yığındır artık
Eti kemiği birbirine girmiş
Ve kokuşmuş bir leş gibi
Esritir kendini
Derin gömülü sırlar
Fırlar en tepeye
Kayıtsız değildir zerre iyilik
Ve unutulmuşu yoktur tek bir zerre i kemliğin
Kururulmuş et yiyen kadından olma da
Dişinin tırnağının bedelini alır
Her dem güneşin yukarısında duran
Dünün artığıda
Ölmek ısrarsız bir sebeple
Gelip geçerken
Suyun ömrü kadar çok olup akmayı diler
Bir baharın sıfatıyla gencleşip duran adam
Ve uzayıp giden bir ırmağın
Dinlencesi gibi birikirken ömrünü
Ölmeyi tasavvur ediyormuş gibi
Yaşar hala inadına
Sonrası sırası gelenin en gerçek süprizi
Malum bir manzarayı peydahlar
Heyhat;
Aklı selim koşuşturmaları olmayan zamandır hayat
Ve aslında çok konuşulan bir bilinmezliktir ölüm
5.0
100% (3)