2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1197
Okunma

I.
Ve bir haber bırakmadan
çekip gidişin
yer yüzünden gök yüzünden
Ay bu gece dolunay
Sevgilim, görüşmeyeli kaçıncı ay
Büyüdür çekip gidişin
şiirdir suskun resimleri
sıkılarak verişin
bakarken özlerdim yüzünü
dayanamıyorum
haydi gel…
Suskun geceler tanıktır bize
Yüzünü Akdeniz serinliğinde yıkayan dolunay
tanıktır ürkekliğine
kendini vurmuş yaralı kuşum
zakkumları soğuk vurmadan,
haytların kokusu gitmeden gel
eflatun ve pembe mevsimidir şimdi.
Doğum yerime yabancıyım .
Kimliğime yabancı,
taaa şuracığımda başlayınca
inceden bir sancı
düşerim yollara
sesini bulamam
serpiştirdiğimiz şarkılar incitir yüreğimi.
II.
Eskimiş yüzümü alıp
yürüsem dağlara
ne kalır geriye
suskunluklardan gayrı ?
sağanakların son damlası
sevdiğim
artık mevsimler yetersiz
anlatmaya uzaklığını
yüzyıllar yetersiz
tanımı için yalnızlığımı
Ağlayarak gelinen dünyadan
Susularak gidiliyor
- nedense-
ben de varımla başlıyor
insanın tarihi.
“Buraya kadar” la bitmiyor
bazı şeyler
Kimi zaman sözlüklerle anlatılmıyor
anlamı bir sözcüğün.
Kimi zaman basit bir sözcük
yüceltiyor insanı.
III.
Soluğundan uzak
Dağ ateşlerinde ısıtamadım
ellerimi.
Düşlerim bölünür yarı yerinden
ne zaman seni görsem,
ne zaman adınla başlasam bir türküye
sürdüremem.
Sen sağanakların son damlasısın
mevsim ilkbahar
unutamam.
“Eskimiş yüzümü alıp yürüdüm dağlara,
ne kaldı geriye suskunluklardan gayrı?”
Yanıt veremem…
Sensiz de olsa
bir kez daha
vurabilsem kendimi yollara
söylüyor mu
diye zakkumlar serpiştirdiğimiz şarkıları,
kuşatılmışım dört yanımdan
gidemem.
Sesin ulaşmasa da bana
bir şarkı söyle
varsın içinde adım geçmesin
incinmesin zakkumlar
yolcular duymasın
Hiçbir şeye başlayamam adınla
en güzel yerinde kalır diye.
Güner Kutluk
5.0
100% (3)