4
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1516
Okunma

Sohbetin sukûtunu Mahmut birden dağıttı
Dağıtan şey, kitaptan düşen birkaç kâğıttı
Kâğıtları toplarken yerden Müdîre Nurcan
Aklına geldi hemen, Geceʼye kalan zaman
Müdîre: ,,Kırk dakika kaldı şeb-i şiireˮ
,,Hareket etmeliyiz bizi muntazır yereˮ
,,Demek ayrılık vakti geldiˮ dedi Kaşgarlı
Bazen hüzünlü baktı, bazen hayli vakarlı
Gözleri doldu birden gelince vakt-i vedâ
Çöken yanaklarında damlalar etti peydâ
Bu kâdim kütüphâne onlara huzurevi
Yüreklerini yakmış, yalnızlığın alevi
Kitaplar nemden değil; ağlamaktan ıslaktı
Sayfaların gözyaşı, sanki sağnak sağnaktı
Bu harâb sayfalarda mazinin kokusu var
Medenî ecdâdımın manevî dokusu var
Mazinin hafızası, işte bu sayfalardır
Onu tarumar eden içi boş kafalardır
Bunları hissettirdi kütüphâne havası
Bu ıssız yer âdetâ, yetimlerin yuvası
,,Müsaade buyurun, gidelim!ˮ dedi Pala
Hiç kimsenin niyeti yoktu ki hoşçakala
Ağlamaya başladı, sessizce Hâcib Hâce
Sinede huzur değil, hüzün vardı sadece
Teselli etmek için biraz konuştu Soner:
,,Birgün hâce olursam edebiyatta eğerˮ
,,Torunlarınız ile etsek sizi ziyâretˮ
,,Aceba sayılır mı hatamıza keffâretˮ
,,Dört duvar arasına bizler hapsettik siziˮ
,,Kitapta satır olmuş, çektiğiniz gam iziˮ
Diyerek konuşmayı bitirdi Soner birden
Her kelâm çok uzaktı hislerini tabirden
Soner ÇAĞATAY (00:46) 10 Ekim 2011 / Wuppertal / Almanya
5.0
100% (6)