23
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1932
Okunma

İşte o gün suya inmişti yelkenlerimiz
ilk teşekkür, ilk merhaba, ilk gülümsememiz
eve beraber dönmemiz, ortada fareye sözleşmemiz...
ebemiz-sobemiz, bir barışıp bir küsmemiz
İkiside örgüde titiz (ören bayan) annelerimiz
babalar tavlada usta duramazlar şeş-beşsiz
Türk kahvesinde hemfikirler, biri şekerli diğeri şekersiz
onca hâneyiz surette, sîrette bir koca aileyiz
Bir sohbet başlar asma altı çardakta
yanarken fenerimiz
siyasetten girer, ekonomiden çıkardı da;
masada dünyayı kurtarırdı büyüklerimiz(!)
Hanımeli kokusuna kanarken nefesimiz
içilirdi tavşan kanı çaylar, demlenirdi yüreğimiz
kalabalığın bir ucunda sen, diğer ucunda ben
arada buluşurdu gözlerimiz
Kovalarken aylar yılları ve büyürken biz,
ben bi küçük hanfendi, sen ağır abi oluvermişiz
imâ edeni harcasakta, kızsakta, saklasakta
biz... meğer Marmara çırası vaziyetindeymişiz
Derken askere gittin, kalmadı senden bir iz
sen vatanî görevini yaparken, ben sardım binbir çehiz
teskereyi almanla bir oldu istemeye gelmeniz
gerisi teferruattı artık nişanlıydık biz
Sonbaharda yeni komşularla renklenirken mahallemiz
usuldan mecra değiştiriyordu sanki kaderimiz
senin kaçamak gözlerine, birbirini tutmaz sözlerine
neden? derken öğrendim ki, aslında üç nefesmişiz
Sen, ben ve mahalleye yeni taşınan Filiz
ben, seni ben sayarken olmamışız hiç ’biz’
sevincimi, neş’emi, gençliğimi, sevgimi savuran
ve geride renkli konfetiler bırakan gelin arabasıyla
penceremin önünden geçtiniz...
Tıpkı o gün gibi gülüyordun belli belirsiz...
5.0
95% (19)
4.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.