3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
937
Okunma
tamirciler yağlı tulumlarıyla
kapıda beklerdi
karanlığa telaşına katardın
dar gelirli evine giderken
bir emekçinin çekiç darbeleri
adımlarını sayardı
ben seni uğurlayan bir gemide ölürdüm
hep çocuksu yağmurlar yağdırırdın içime
şarap denizlerde yüzerken ben
dantelli sehpalarda
muşamba halılarda
büyürdük
dizlerimiz kan içinde
zor zamanlardı
ölmek kadar zor
karın tokluğuna sustuğumuzda aşka
dilsizler alfabeyi öğrenirdi
bengisuyu içen çiçekler fısıldardı ilkyazı
seni götürmezdim ki onların olmadığı yere
onlar ki bizi büyülerle ayrılığa çağırırdı
şimdi uzaklardayım
coğrafyanın koyu işaretlenmiş bir yerinde
eskisi gibi yüzmüyorum şarap denizlerinde
yiten yıllarım bile yıllanmıyor ucuz bir şarap kadar
eski bir sokağı düşlüyorum yalnız(ca)
ve o sokakta ilkyazla birlikte
daha çok duyuluyor tamircilerin çekiç sesleri...
CenkTİNEL