1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1121
Okunma
Bu çalışmanın temel düşüncesi 1967 yılında, yaşadığım ve yaşayacaklarım üzerine yapılan bir sohbetin pozitif sonucudur.
Müfettiş Hamdi
Bir gün çağırdı beni, odasına
Çok çalışıyorsun, dedi
Gücün bitince işe yaramaz olursun
Dostun olmaz, arkasız kalırsın
Vurulursun, beklemediğin anda
Sakın demedin deme, asla gücenme
Bu gidiş böyle dedi, Müfettiş Hamdi
İzmir-Karaveliler köyünde
Yaşayacaklarımı anlattı bana
San ki, geleceğimi görmüş gibi
Yaptıkların başına bela olacak, dedi
Çok kızmıştım, çok darılmıştım O’na
Amma, birde sabır eyleyip sözün sonunu beklemiştim
Belki haklıydı Müfettiş Hamdi
Onu zamana bıraktım, beklemeye başladım
Yıllar geçti, yordular beni
Hem de, en verimli çağımda
Kırkına gelmeden, kırdılar kolumu kanadımı
Durdurdular, mesleğimin baharında
Çocuklarımın gözü önünde
Bileğime kelepçe vurdular
Dipçikleyip, gözlerimi bağladılar
San ki, bedenim saman çuvalıydı
Ha babam ha, indirip binip vurdular
Sinem parçalayıp, yüreğimi dağladılar
Parmaklarımı kırıp, elimi bağladılar
Ne kadar haklıymışsın be, Müfettiş Hamdi:
Ölmedim amma, yinede suçlu saydılar
Kemalist düşüncenin bedeline
Elime sürgün beratını verdiler
Bir başka şehre yolladılar
Olsun be, Müfettiş Hamdı
Oralar bizim, onlarda bizimkiler
Yeni kuşaklar yetişsin, onlarda gerçekleri bulsunlar
Yarım kalan düşünceleri öğrenip bilsinler
Ak yüzümün pakını görsünler
Hizmetimde yorulmadım, Müfettiş Hamdı
Amma, haklıydın beni çok çok yordular
Seni her yerde anmaya gidiyorum
Bulursam, ellerinden öpeceğim
Mürsel Adıgüzel
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.