4
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1224
Okunma

Birdenbire bir yağmur başladı sağnak sağnak
Çamlıbel: ,,Bu şadırvân, bize tam bir sığınakˮ
Yağmura rağmen hayli koyulaşmıştı sohbet
Gazel misâli gökten, yağıyordu âb-ı rahmet
,,Yatsı namazı olmuşˮ, dedi Muhammed İkbâl
Osman Nevres: ,,Ne güzel görünüyor şu hilâlˮ
Yanık sesli bir imam, okuyordu ezânı
Tam bir ilahî huzur, sarıyordu cihânı
Abdullah: ,,Ezânda da var heceyle kâfiyeˮ
,,Seba-i Muallaka, olmuş her şerefiyeˮ
Nevres: ,,Yüce Allahʼın en güzel şiiridirˮ
,,Bu Ezân ile Kurân küfrün panzehiridirˮ
Abdest aldıktan sonra camiiye girdiler
Kendilerini ruhen bu namaza verdiler
Mustafa İsmâilʼdi mihrapta duran imam
Ve başladı namaza, okuyarak bir Elham
Herkes derin huşuyla namazı edâ etti
Ve Süleymaniyeye, cemaat vedâ etti
Cemaatin içinde, birkaç şâir göründü
Onları gören Soner beşârete büründü
Bu şâirler Necatî, Zâtî ve Ahmed Pâşa
Kapılmışlar çıkarken, acâib bir telâşa
Sanmışlar ki geç kalık, şimdi şeb-i şiire
Soner, hemen yaklaştı bu şeker üç şâire
Dest-i şeriflerini hürmetle bûs eyledi
Şâdırvâna beraber gidip culûs eyledi
İstifsâr-ı hâl u hâtır eyledi herkes
Şiir ile edepte sahipti izzet-i nefs
Yağmur da dinince ay ve yıldız göründü
Kara bulutlu sema, birden nûra büründü
Bu dostlar sohbet etti, takriben on dakika
İkbâl: ,,Efendim artık erdik vakt-i firâkaˮ
,,Cân dostlarım gidelim, artık kütübhâneye!ˮ
,,Ve iştirâk edelim, sohbet-i şahâneyeˮ
Soner: ,,Ben gelmiyorum şeb-i şiireˮ dedi
Şâir dostları ona dönüp: ,,Hadi gel, hadi!ˮ
Nevres onun koluna girdi yürü der gibi
Hayli çok sızlıyordu, acıdan sol cânibi
Bunlardansa sadece Abdullah ile İkbâl
Vedâ etti herkese, diyerek bir hoşçakal
Soner Çağatay (23:05) / 15 Temmuz 2011 / Wuppertal / Almanya
Kelimeler:
Dest-Şerif: Şerefli el,
Bûs etmek: öpmek
Culûs: Oturmak
Şeb-şiir: Şiir gecesi
İstifsâr-ı hâl u hâtır: Hal ve hatır sorma
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.