0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2130
Okunma

ey şair ...
derler ki ;
Şirin gözyaşlarıyla akıtırken Ferhat’ın terini
yanağından düşen çiy taneleri
şahin kayasında ki taşları deler
elma dağından akan seller
Şirin ile Ferhat’ı söyler...
ey şair ...
derler ki ;
Mecnun Mecnun olunca çöller de
Leyla’da çöllere düşmüş
Mecnun’un içinde dir Leyla
Leyla yaşar iken ölmüş...
ey şair ...
derler ki ;
Kerem dizinin dibi için Aslı’nın
tam otuz iki dişin çekmiş
şimdi Erciyes dağında
açan sarı bir gülmüş
yanında ki kırmızı
Aslı’nın yandığı külmüş...
dur şair...!
"sevmeleri dünlerde bırakmışlar bir bir
toprağa karışmış hüzünleri
umutları karakulaklarda bir siyah yaprak
terk edilmiş
sevdaların dingin hanelerinde"
yazarken kalemin
dur...
umarsız olur aşk...
diğerine derler meşk.
ve
şimdi bana bir umar söyle...!
değişilen hüzünler
terkedilen sevdalar
kara kulaklarda ki umutlar adına
bu sevda çıkar mı
umarı olmayan bir yola.
şimdi sor şair...!
ve
bu şair,
elinin emeğini silerken alın terinden
umarsız bir cevap versin sana
aşka dair...
ahad karacan...