3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
880
Okunma
Bu gece saat on ikide
Acı acı çaldığında o zil
Gözlerindeki yaş daha kurumadan
Doğrul yatağından
Ölünün mezardan dirilmesi gibi
Çaresizce bas yerlere
Her bastığın yerde bir adım gerileyerek
Aç kapıyı,yürü ve yürü
Dolunayın ışığı vuran odalardan geç
Karanlık ve loş,ölümü andıran odalardan
Son kez bir yudum su iç
Kurbanlık koyuna en son içirilen su gibi
Son kez kendine bak
Çünkü sabahın o ilk ışıklarında
Baktığın şu beden
Bir kan gölünün içinde olacak
Yalnızlığını boşver,
Sen her zamanki gibi yine yalnızsın.
Yalnız gelip yalnız giden bir insansın.
Çık merdivenlerden bir bir
İdamlık suçsuz masum gibi
O masumun kelepçesi ,
Senin kaderin olsun
Dolunay sana acı acı gülümsesin
Zebanilere yeni yem çıktığını düşünerek
Ömründeki ilk fırtınayı hatırlıyor musun?
Sonuncusunu da onun gibi unutacaksın!
Sadece sen
Bu dünya devam ettikçe
Bunu herkes hatırlayacak
Unutmak elde mi?
Sabah ayazında sokakta bir ceset
Belki de gözleri açık
Yaşadığını yansıtan kana bulanmış,
Bir çift kahverengi göz
Yeter düşündüğün bunları
Yoksa vaz mı geçeceksin?!
Sakın ha...!
Çık şimdi o duvarın başına
At kendini boşluğa
İlk defa uç
Rüyalarındaki gibi
Ama unutma farkı
Rüyalarında yatakta uyanırken
Bu seyahatin sonunda
Bedenin sokağa
Ruhun zebanilere
Günaydın diyecek
Hadi söyle
Her zaman söylemek istediğini
Sesini duyar gibiyim
’Ben bu dünyaya acı çekmek için gelmedim.’
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.