13
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
4447
Okunma

ne çok kasvet bu
ne yılgın bir nisan
sürümekte ayağını gölgem gibi
peşinde mayıs
ardından haziran
yalanmış göz açıp kapayana dek geçer dedikleri
ne durgun
meflûç zaman
nasıl insafsız saplandığım balçık
mıhlandığım duvar
gönlümü zincirlendiğim zindan
şarâbi bulutlar
ıslatmakta usuldan saçlarımı
büsbütün kuruttuğum gözlerimde direnmekte hatıran
bir saçak altı yok bu sevdâda
bomboş yollar
ev yok bark yok
gidecek yerim yok
telâşım bundan
...
haylidir
hayra yorulmayan düşlere hapsoldum
açılmayan pasyanslarda yenildi niyet
yürek telveleri zifir karanlık
dönen yok uzun yollardan
şifâdan âzâde ıssız bir kaplıcada
şifâ arar gibi muzdaribim
sancılarım artıyor gün be gün
düze hasretken yorgun ayaklarım
ne ararım bilmem yokuşlarımdan
göz güler
yürek ferahlar mı
meltem beklerken kopan fırtınalardan
ve nerde görülmüştür en son sadakat dediğimiz
ki bekleriz halâ gidenleri bıkmadan
ey...vefâ
beni bunca hırpalarsın da
neden yâr-i cefâkâr kapısından döner gelirsin
bir günden bir güne hiç çalmadan
bu yıl da gelip geçecek yaz bilirim
gönlüme bir şenlik bırakmadan
bir ömür beni terketmedi nedendir
sadık yârim
sevdâlım
ben gibi sitemsiz ve suskun
sabır sarısı
destansı hazan
kanatsın varsın şarkılar
ve çıldırsın sazlar
belkilere terketmediğim
keşkelerle eskitmediğim bir güfte var kalemimde
bitirmeliyim
bu gün bu gece
yarın çok geç olacak
telaşım bundan...
CEYDA GÖRK
nisan2011