13
Yorum
1
Beğeni
4,9
Puan
1909
Okunma

Buğday sarıları unutturur kimi zaman
Gecelerin karanlık afetlerini
Gül kırmızısı mı yoksa siyah mıdır kan
Yüreğimden ırmak ırmak çağlayan
Bu hep gecelerden akan
Yetmeyip günlere sızan
Buğday tomurcuklarına bulaşan
Ve taşlar sorguya çekilir mi?
Taşlar ki; kalbi atan
Bir gün çalar taşlaşan kapılar
Çalmıyor gibi görünse de çalar
Çalınca açmamak onur zedeler
Açmaksa en büyük deprem
Bir taş yağmuru, taş titremesi
Karşındadır eskimeyen pişmanlıklar
Ve arkasında dev hüzün ordusu
Hazin sonlara yaklaşırlar
Ağaran kederle ağarır saçlar
Gün ağarır mı yeniden
Yıkansa da çıkmayan çocuksu bir leke
Ya da simsiyah bir kan
Gün doğmadan gelsin gelecekse
Dünyaya hükmeden ölüm tüccarı
Ruhum eski bir uygarlığa açılan pencere
Ağarsın artık gün doğmadan…
Eylül 2010
5.0
87% (13)
4.0
13% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.