1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1157
Okunma
Haydı kalk,
Öyle gün yemiş
Sonbahar üzümleri gibi
Sarkık durmasın yüzün
Gün uzun,
Duvarlara sürünmeden tek tek, in
Çıkmakta zorlandığın merdivenleri
Geçerken sabahçı kahvesinin önünden
Seni görüp başlarını öne eğmelerine fırsat vermeden
Patlat selamı
Şöyle en okkalısından
İncitmeden dalından bir gül kopar,
Kapısını hiç çalmadığın,
İhtiyar komşunun bahçesine uzanıp,
Tak yakana,
Uyanmamışlarsa hala
Görmesini istediklerin düşünden
Aldırma ;
Koşar nasılsa Venüs’ün arıları birazdan peşinden
Sokağı geç
İşte sana alabildiğince
Gökkuşağı mavisi
Sok ayaklarını içeri
Damarlarından girip
Yüreğini serinletsin Eğe.
Kaldır sonra başını,
Bak tomurcuk topacından gökyüzü
Birazdan doğacak güne nasılda gebe.
Savur, cebindeki yosunlaşmış taşları
Çocuk seslerinin kuş sesleriyle seviştiği
Uzun binalarla sıkıştırılmış parkın
En sadık, bekçisi
Yaşlı çınarının altına,
Karışma
Buharlaşınca bölüşür toprakla gökyüzü
Nasılsa ‘keşke’lerini
Bir sen misin sanıyorsun,
Babil’in Asma Bahçelerine girip de
Serinleyecek bir avuç gölge bulamayan
Bir sen misin sanıyorsun
Tuna’yı adımlayıp boydan boya
İçecek bir damla su bulamayan
Ya da ,diyelim ki en acımasızından
Bir sensin
Ne olmuş yani,
Ahiret’dekiler komple izine çıktıda
Yedekleri görev mi çağırıyorlar
Geçmişin de kendini aramaktan vazgeç artık
Yaşadıkların Bit pazarında karaborsa
Parmaklarından kayıp gitmeye çalışan
Geri kalan yaşamının başlangıcı oysa..
Deniz durgun, bereketli,ürkek
Tam da av mevsimi.
Terk etmedikçe seni bu yürek;
Korkma;
Ay seninleyken Yıldıza ne gerek..
17 Oca. 11
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.