2
Yorum
0
Beğeni
4,0
Puan
983
Okunma
Avuçlarım sabun köpüğü
Ben dokunsam neye
Ney’den çalıyor makamı…
Tutamadıklarımın.
Oysa ben ne çok isterdim
Hem o avuçları tutmayı
Hem de kıyısında bir ney çalmayı.
Neyden geldim
Neye gidiyorum,
Ya da arabesk kıvamında biraz
‘neyleyim sen yoksan eğer’ diye başlayan o dizeler,
oysa
Bir çay adabında
Bir rakı sohbetinde
Seninle ne güzel gider,
-di’li geçmiş zamanlar şimdi tüm bu gidenler…
Dilimiz birdi
İki kelime vardı en ortak dilimizde,
Şimdi kusarken birimiz o kelimeleri
Birimiz o kelimelerin kalıntıları peşinde,
Harabe yani biraz
Kalıntılar arasında bir virane
ha yıkıldı ha yıkılacak
üzerime,
sanki bir meyhane
bir kadeh de dinlemez ki seni
anca söyletir işte böyle
avare avare…
Hani mesela işsiz güçsüz
Mesleksiz,
Yersiz yurtsuz
Memleketsiz,
Soluk alsa
Duman takılır ciğerine
Nefessiz,
Hani öyle bir avare,
Divane…
Hani sussan
Kalksan bir şiir yazsan
Hani dese insanlar şahane,
Şairlik de iş değil ki kardeşim
İlla söz söylemek gerek
Birkaç kelime,
O da anlatabildiğince,
Duyurabildiğince…
Oysa kulağına söylediğim
Şiirler var şimdi aklımda
Ve kelimeler,
Ki aklımda ben de değil ki
Sürgün oldu
Bir duyuşun gidişinde,
Ne aklım
Ne duyuşlar
Tüm çığlıklarım
Dize dize,
Bir uçurumun dibinde…
Kollarım prangalı
Artık saramaz
Bir çığın gelişini bile…
5.0
75% (3)
1.0
25% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.