0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1336
Okunma
Odanın kapısı içerden örtük
Perdeler kapalı eşyalar dökük
Biri var yatıyor yataktan düşük
Nefes alıp vermek zor gelir ona
Direnip çırpınır sanki zamana
Gözleri morarmış karanlığa eş
Yatan beden değil o sanki üleş
Bu gece dost değil uykuda kalleş
Ses çıkmıyor boğazı da kurumuş
Vücudu bitkince sanki yorulmuş
Sağa-sola döne döne direnmiş
Yorgana sarılmış çarşaf dolanmöış
Dil kurumuş boğaz,damağı yanmış
Kuruyan dudaklar nasıl ıslanır
Yalnız adam kime nasıl seslenir
Hali yok ki bir doğrulsa bir kalksa
Çokta uzak değil su olan masa
Şafak yaklaştıkça bir büyük tasa
Ya...ölüm alırsa bu anda onu
Kim bilir,kim duyar,kimler yur onu
Son bir hamle ile boşa çırpınır
Elleri tutmuyor ayak kırpınır
Bir korkuya bir vehime kapılır
Sonumu yaklaştı sonsuz hayatın
Burda bitecek mi kararan bahtın
Sanki bazı sesler duyar gibiydi
Karşısında boşluk duvar gibiydi
Birileri bir şey...sayar gibiydi
İnledi de durdu baktı manasız
Delidi de duvar gitti apansız
Bu nasıl bir şey..di seyreder oldu
Gözleri kapalı...ve görüyordu
Eski evi,vatan...sonrası yurdu
Başladılar iyi,kötü saymaya
Azrail mi geldi canın almaya
Sürekli seslere sesler eklendi
Bedenine bir ağır yük yüklendi
Bir müddet sessizlik biraz beklendi
Sesi sese ekleyenler çoğaldı
O an da azrail canını aldı
Birden hafifledi,titredi birden
Eser kalmamıştı yorgun bedenden
Sanki doğmuş gibi oldu yeniden
Kalktı ve doğruldu vücütsuz...tensiz
Artık gidiyordu yola bedensiz...