30
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
3088
Okunma

Oğlum ilk okula giderken esmer vatandaşlardan sınıf arkadaşı mahallemize dilenmeye geldiğinde,arkadaşını görünce ağlamaya başlamış.....
Bir gün okul dönüşümde de iki dilenci çocuğunun,belki dilenmek için gönderildikleri halde, ellerinde bisküvü, kızlarımın oynadığı bir oyunu oynamaya daldıklarını gördüm...
Ne zaman onlardan birini görsem sanki içimde zehirli bir hançer gibi bu iki tablo canlanır......
Sarıp sarmalanmış eski çullara
Düşmüş fark etmeden bedbaht yollara
Minik avucunu açmış kullara
Üzgünüm, üzgünüm dilenci çocuk
Hani akranların bak ne yapıyor
Yolun niye böyle sarpa sapıyor
Aklıma geldikçe inan kopuyor
Dizginim, dizginim dilenci çocuk
Yaptırılan işin her bir harfine
Körpe değerlerin yanlış sarfına
Bu hayat tarzına adet örfüne
Kızgınım, kızgınım dilenci çocuk
Dinle vicdanının sesini dinle
İftihar mı eder ceddin seninle
Dertlenip, kahreden bahtsız derdinle
Bezginim, bezginim dilenci çocuk
İçten içe kanar bilinmez yaran
Kıyamet hengamı kalbinde her an
Bestesiz güftesiz söylenip duran
Ezginim, ezginim dilenci çocuk
Ateşten denizde düşlerin ada
Doğarken pranga vurmuşlar ya da
Sanma ki bu yamuk çarpık dünyada
Düzgünüm, düzgünüm dilenci çocuk
Bin bir ahla ofla kaynıyor özün
Girdaba takılıp mıhlanmış gözün
Daha gonca iken yurt tutmuş hüzün
Güz günüm, güz günüm dilenci çocuk
Garip Bülbül idim irem bağında
Nice bahtsız gördüm vampir ağında
Taşlaşmış kalplerin altın çağında
Kuzgunum, kuzgunum dilenci çocuk
5.0
100% (21)