Yürüyoruz emin adımlar ile, Yolumuz kuran’a hedefe doğru. Her türlü engeller vız gelir bize, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
Allah’ım emretmiş sanki göklere, Nur saçıyor sanki cümle aleme. Miraç’tan bir haber geldi bizlere, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
Çok çektik zalimden düşman elinden, Bir korkumuz varsa Rabbil alemden. İçmek istiyoruz kevser selinden, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
Sabretmek insanda kanun sayılır, Görünen hedefe erken varılır. Bu yolda yürürsen mevlam kayırır, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
Kula kul olmayız esir değiliz, Bu davada şehit veren bizleriz. Kuran’ın yolundan asla dönmeyiz, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
Kökeli ozan yazar, kormaz çekinmez, Arif olan anlar asla düşünmez. İman eden yürek, özden bükülmez, Yönümüz kâbeye kıbleye doğru.
KÖKELİ OZAN
Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
İslam'a inanan bir Müslüman, namaz ibadetini yapmak üzere niyet ederken yönünü Kâbe istikametine durmak zorundadır. Allah'ın emri ile Kâbe Kıble ilan edilmiştir. Daha önce Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa iken, Hz. Muhammed Medine'deki kıbleteyin mescidinde gelen vahiyle yönünü Kâbe'ye dönmesi vahyedilmiş. O günden bu yana Müslümanlar görse de görmese de KIBLE OLARAK KABEYE dönüp niyet ederek namaz kılmışlardır. KÂBE Mekke'de bulunmaktadır. kabenin bulunduğu mekânda İslamiyetten önce Mekkeli kabileler yaptıkları putları saklıyorlar ve teşhir ediyorlarmış. Hz. İbrahim'e peygamberlik nübüvveti verildiğinde, ibadet yeri olarak harabe halindeki bu yapının tamir ve inşasının yapılması ve kıble olarak kullanılması da belirtilmiş. Nitekim Hz. İbrahim cennetten geldiğine inanılan Hacer-ül Esvet (cennet taşı) kullanarak kabeyi onarmış ibadet alanı olarak kullanmıştır. Kâbe'nin bir diğer onarımı da Hz. Muhammed S.A efendimize henüz peygamberlik nübüvveti verilmeden Mekkeli kabileler bu yapıyı onarmıştır. Bu onarım sırasında kutsal taş denilen taşın binadaki yerine konulmasında anlaşmazlık çıkınca, Muhammedül Emin (özü sözü doğru olan emin kişi) olarak kabul edilen Muhammed'e Mustafa'ya hakemlik için müracaat etmişler. O da mübarek taşı bir örtü üzerine koydurarak bütün kabile ileri gelenlerine taşıttırıp yerine koymasıyla ihtilafı önlemiştir.
Kâbe birçok defalar tamir ve bakım görmüş. Dikdörtgen prizma biçiminde bir yapıdır. Bu yapının bulunduğu alanda HZ. İbrahim'in kabeyi onarırken iskele olarak kullandığı ve ayak izinin bulunduğu taş vardır.
Ayrıca Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i annesiyle birlikte bıraktığı yer olan ZEM ZEM SUYUNUN çıktığı yer de şu anki Kâbe Avlusundadır.
SAFA ile MERVE tepeleri arasında SAY yapmanın anlamı, çöle bırakılan çocuk ve bir annenin çöl sıcaklığında aç ve susuz yavrusunun feryatlarına çare aramak üzere say ve Merve tepeleri arasındaki koşuşunun hikmetine nail olmaktır.
Ecdadımız kursal mekânlara (Mekke ve Medine) çok önem vermiş sayısız eser ve hizmetler yapmış. Kabenin bakımı, onarımı, hac mevsiminden önce yıkanması, özel hazırlanmış örtüsünün örtülmesi, Ehli Beyt, Hülafai Rasidin, sahabeyi kiram için yapılabileceklerin en iyisini yapmış.
Her hac döneminde SÜRRE ALAYLARIYLA Mekke ve Medine'de fakir fukarayı yardımlarıyla desteklenmiştir. Acı olan ise, bugün bu eserlerden birkaçının kalması, kalanların da SUUTLARCA işlemsiz bırakılmasıdır.
KABEDE İBADET
Allah'ın lütfuyle mart ayında umre amacıyla Mekke ve Medine'ye gitmek nasip oldu. Kabenin resimlerini görmüştüm. Şimdi ise kıble olarak kalbimle tasdik edip yönümü dönüp ibadet ettiğim KABEM ile yüz yüze gelecektim. Kimi insan heyecanlandığında titrer, kimi ağlar, kiminin kanı çekilmiş gibi nutku tutulur. Ben oraya gelenlerde bu heyecan fırtınasının tüm yansımalarını gördüm.
Sabah ezanından sonra ihramlı olarak gurup halinde MESCİT-İ HAREM(haram) doğru yürüyoruz.
Allahumme lebbey, Allahumme lebbey.....
Kalbim küt küt atıyor. Kanımın çekildiğini dudaklarımın kuruduğunu hissediyorum. Ayaklarımın yere tam basıp basmadığından emin değilim. Kâbe'ye tepeden bakan mimarlığın yüz karası çok katlı otellerin arasından geçiyoruz. Mescidin dış avlusu önümüzde ilerliyoruz. 79 nolu kapıdan içeri girmeden terliklerimizi özenle torbaya koyup çıplak ayakla yürüyoruz. Koridorda ilerledikçe kabe ve etrafında huşu ile tavaf edenler belirginleşiyor. O güne kadar geçirdiğimiz hayat çizgisinin tüm muhasebesini kapsayan DUA ve NİYAZ ile Allah'a yalvarıyorum. Allah'ım beni, ailemi, milletimi ve inananları bağışla, affettiğin kullarının arasına al.
ÂMİN
İnleyen, ağlayan, sakat, yaşlı, çocuk binlerce insan aşkının ateşiyle kalbi tutuşmuş ve kendinden emin, huzurla, zevkle dönüyor dönüyor.
Atomun etrafında dönen moleküller gibi. Bir cazibe, bir uyum, bir iman ile!
KÂBE'Yİ dönen bu insanların bana verdiği ilk ilham; kâinatın sonunun bu cazibe merkezinden çekilerek gerçekleşeceği Allah'ın nurunu taşıyan o taşın peşine düşüp huzur içinde mahşere doğru yolculuğumuza devam edeceğimiz şeklinde oldu.
Kâbe'de namaz vakti!
İbadetini kalpten yapan Müslüman için her mekân önemlidir. Ama mescid-i harem de mescidi nebevide yapılan duaların ve ibadetlerin farklı olduğunu da biliyoruz. Kâbe'de huşu ile tavaf eden, ibadet eden Müslümanların farz namazlarıyla imama uymalarıyla ibadet tek komuta ve tek yöne doğru aynı anda yapılıyor. Her şey susuyor imamın ruhları dinginleştiren ayetleri kabeyi, hatta Mekke'yi çınlatıyor! O da ne tam bu sessizlik sırasında kora halinde ağlayan sabi çocukların sesi, çığlıkları yükseliyor. Bu ağlama normal bir ağlama sesi değil.
SABİ ÇOCUKLAR ağlıyor ama bu ağlama ile, ALLAH'IM ANNELERİMİZ BABALARIMIZ SENİN KUTSAL MEKANINDA SECDEYE KAPANDILAR İBADET EDİP BAĞIŞLANMAYI DİLİYORLAR. Biz ibadet edemiyoruz ama fıtraten ağlayabiliyoruz. Bu gözyaşlarımızı annemiz, babamız ve ebeveynlerimiz için rahmete dönüştür. Der gibi ağlıyorlar.
Evet, ben ömrümde bu kadar anlamlı içten yankılanan, yerini bulan bir ağlama ve çığlık duymadım. Yaptığım ibadetlerden hiç Kâbe'de, mescidi nebevide yaptıklarım kadar huzur alamadım. Allah'ım orada bulunup huşu içinde ibadeti her Müslüman'a nasip et.
ÂMİN
Ekleyen : Mustafa ÖZ (ALINTIDIR) ********************************************************************************
KÖKELİ OZANIMIZ KENDİNİZİ BU KADAR SAKLAYIP BİZİ BU MUHTEŞEM ŞİİRLERDEN MAHRUM ETMEYİNİZ...
RAMAZAN-I ŞERİFİNİZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN....SELAM VE DUANIN BERKETİNDE ŞEFKATİN DE KALINIZ
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.