3
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
2917
Okunma

Beyhude dolaşmış Mecnun ıssız çöllerde
Gerçek Leyla sadece tertemiz gönüllerde
Benim Leyla’mın benzeri yok bu alemde
Ona vuslatım gizlidir en son nefesimde
Hiç görmedim rüyamda bile nur cemalini
Kuramadım bu cihanda güzelim hayalini
En güzel çiçek gül dediler bana; yalan!
Leylam‘dır en güzel; budur gerçek olan
Varlığım onun en kıymetli hediyesidir
Ebediyyet! merhametinin semeresidir
Ben ondan daim hoşnudum iki cihanda
O benden hoşnut mu? kaldım gümanda
Dolaştım yıllarca gece gündüz diyar diyar
Yokmuş bu alemde, ondan daha vefalı yar
Leyla’m! seyrettim cemalini ayine-i dünyada
Ne olur! bir kere göreyim nur yüzünü rüyada
Anladım ki sadece sen sevilmeye müstehaksın
Bütün alem birer gölge imiş, yegane sen haksın
Seni bilemedim hakkıyle; bundan ah-u zarım
Zifaf odamdır, gömüleceğim daracık mezarım
Gözlerimden yaşlar, ta kal-u belâdan beri akar
Bu hicrân, nâr-ı cehennemden daha beter yakar
Leyla’m! çok korkuyorum ben ebedî firâktan
Göreyim! mahşerde bir kere de olsa uzaktan
Aradım seni kah bir zerrede kah bir kürrede
Leylam! söyle bana, sarayın ve tahtın nerede?
Birgün gelsem kapına, gel! der misin bana?
Merhamet eder misin, benim gibi nâdâna?
Kullarından ben hep cefâ gördüm!
Lakin senden ben hep vefâ gördüm
Sana sövdüler, seninle istihzâ ettiler
Mütemadiyen, seni sana şekvâ ettiler
Aldırmadın, yine de verdin rızıklarını
Sineye çektin hep, bütün haksızlıklarını
O sabrına hayranım ben, ne büyüksün!
Anla! Ademoğlu ne kadar da küçüksün
Bahtiyardırlar hep, varsa pulları hanları
Bilmem ki neden arzulamaz seni canları?
Bu kadar iyiliğini gördük; nerdesin vefa!
Dualarımızı kabul ettin, hem de kaç defa
Sana muhabbetim sadece sen olduğun içindir
Başkalarının duaları sadece o cennetin içindir
Sen ne güzelsin! doyamıyorum seni temaşaya
Bir anlam da veremiyorum ben, sensiz yaşamaya
Bilmiyorum, istikbâlde neresi olur mekânım?
Cehennem de olsa yine de sensin cânânım
Bütün methiyelere katiyyen sen lâyıksın
Bütün mahlukat! hep birden seni haykırsın
Desin! bütün diller ta ebediyete kadar hû hû
Semadaki kuş, denizdeki balık, karadaki âhû
Tek sensin, bu uçsuz bucaksız kâinatın süsü
Sen zuhur edersin, yırtılsa şu tabiatın örtüsü
Meğer tabiat ince bir peçeymiş yârin yüzünde
Kaldır peçeyi! gerçek güzellik onun gerisinde
Gül diyemez! en güzel benim dünya bahçesinde
O da bilir, bir al nakış olduğunu yârin peçesinde
Bu yaşa kadar gördüğüm şey, senden iyilik
Kalksın ne olur! aramızdaki bu senlik benlik
Çok Leylalar gördüm bu yaşa kadar
Gönlü değil, üzerindeki cüzdanı arar
Âşıkın gönlünedir senin nigâhın!
Sadakât! senin en büyük nişânın
Sen de benim gibi, şu fani dünyada garibsin
Adın silinmiş gönüllerden, sanki yok gibisin
Gönül mihrabında, şimdi fani Leylalar oturur
Sabah akşam, fani Mecnunlar secdeye durur
Dolardı eskiden gül-i zarın, şeyda bülbüller ile
Yükselirdi yüce adın, arşa kadar şeyda diller ile
Şimdi ne gül-i zarın kaldı, ne o bülbüller
Bir iki baykuş, onlar da süklüm püklümler
Başka efendiler bulmuş bendelerin hünkarım!
Senden gelir hediyeler nasıl başkasına taparım
Akıl karı mı bir han için yıllarca çalışmak?
Ebediyyeti unutur, insan denen şu ahmak
Ben gurbetteyim, ana rahmine düştüm düşeli
Ayrılmışım yâr-i bâkiden, nasıl olurum neşeli?
Gerçek gurbet, senden ebedî firâkmış meğer
Hasretini çekmek, bu alemde herşeye değer
Yalnızım bu alemde, sendedir benim ilacım
Kimseye halimi açmam, ben sana muhtacım
Ben bir kelimeyim dudaklarından dökülen
Beni murad ettiğinde kun fe yekun derken
Sen yoksan ne anlamı kalır bu mevcudatın?
Bütün renkleri solar! şu hayatın ve nebatatın
Soner Çağatay / 21.04.2010
Kelimeler:
vuslat: kavuşmak
cemal:güzellik ve yüz
semere: meyve
ayine-i dünya: dünya aynası
hicrân: ayrılık
nâr-ı cehennem: cehennmem ateşi
firâk: ayrılık
zerre: en küçük parça, atom
kürre: gökcismi
nâdân: cahil
gümân: şüphe
istihzâ: alay
şekva: şikayet
temaşa: seyretmek
istikbâl:gelecek
canân: sevgili
methiye:övgü
Hû: (o işaret zamiri) Allah kelimesinin sonundaki –hu, yani Allah
ahu: ceylan
zuhur: ortaya çıkmak, görünmek
nigâh:bakış
nişân: işaret, belirti
gül-i zar: gül bahçesi
bende: köle
yar-i bakî: baki yar, baki sevgili
firak: ayrılık
mütemadî: devamlı
,,kun fe yekun‘‘,,Ol! (dedi), oluverdi" (Yasin Suresi: 82)
nebatat: bitkiler
Not: Gül-i zardan kastım cami ve ibadet yerleri, baykuşlardan kinaye yaşlılardır.
5.0
100% (4)