2
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1881
Okunma
ben ülkemin saçlarını tarıyordum
bir bahar sabahıydı tren garında buluştum yalnızlıkla
öpücüğe bulanmamış bütün aşkların lekesi vardı dudağında
doğunun masallarına benziyordu dönüşü yoktu gidişinin
tüm sihirleri biliyordun ve bir Musa yoktu karşında
ne okyanuslar ardında ne kaf dağında
sana dair sözler dizmek kaldı bir tek avucumda
ölmek mi o da öldü her duygu gibi şimdi
korkusu bile kalmadı görünce yüzümün ayrılığa uzayan çizgilerini
ölüm mü?
terkedişinden sonra
korkunçluğu artık sevimli bir palavra
ölüm mü aşk karşısında zavallı bir kadavra
yeryüzü yalnızdı öncesinde aşk yoktu sen yoktun ben yoktum
ama düştük kaderin bir çelmesiyle nasılsa hayata
sen küçük bir öpücüktün ben umulmaz bir hikaye
gökyüzü vardı su vardı aşktan ve kurulu düzenlerden evvel
sana dair hikayeler yoktu evrenin göz çukuru dünyada
ikimizin öpücükleri tanımamıştı henüz birbirini
elleri tatmamıştı henüz aynı serüveni kovalamanın zevkini
dudakları öpmemişti aşk denen zehirin kimseye uzatılmamış elini
nasılda unutmuştum seni düşlerken şu kocaman evreni
hiç miydin yoksa yoksa ben çölmüydüm sense serap gibi
sana her vardığımda yeniden mi yaşıyordun terketmenin zevkini
atılmış düşlerin fotoğrafında ölü bür çizgiyim ben
sana dair acılar çekiyorum ve beni anlamıyor evren
kelimeler topluyorum hani yaşamadığım acı varsa bileyim diye
sen bilmiyorsun aynı evrendeyiz hala
ve sürüyor gözlerime çektiğin mili besleyen şiirsel hikaye
sen durma sakın zaman
o gitti takıl peşine
sen durma sakın dünya giy mavi elbiseni
dön bütün şehvetinle
asi olma güneşine
......................z.ersoy
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.