6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1302
Okunma
Anlattım mı sana,
nerden bildiğimi pekişmeyi,
anlattıkça
pekiştirmeyi sezdiğimi.
kimsenin yalnızlığı değil,
bir ağacın dibine
sıyrılıp bırakılmış,
yılan kavı uykular.
gözlerimi
kandırılabilir sanman,
anka kuşuna küstüğündendir.
henüz keşfedilmemiş
bir yara sızlar,
belli belirsiz dimağında.
söylenmemiş bir ihanetin
sadakatiydi,
susup kalman yol kenarında.
her sabah uzaklara bakardı,
uzun uzun yumulu gözlerin.
ılık rüzgar,
yanağından saçlarına
sıvarken ellerini,
sen,
günebakan bir siluetsin,
gözkapağımın içinde şimdi,
günü ve sadakati kutsayan.
bir ben taş kesilmedim
cevabından,
bir sen yemedin
hırsından cevaba
kendini.
ayağındaki sunağa,
her doğan günde bir kurbanla,
yeter kızıla kestiğin heykelleri
baştan ayağa.
tarihin unutkanlığa kapıldığı yerdir çöller.
erkeğe yakıştırılan hiddetle,
bir kadın bakışı sanılır,
sapsarı ufka
bütün susmalar.
ağzında emziğiyle uyumuş hafıza,
yok yere tedirgin etmiş kuytulukları.
bir hayattan böylece
süpürmüş seller,
ölümden arta kalan matemini,
-kendine iyi bak-
kendine yeniden
suyundan doğmak için….. yeniden kendine…..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.