13
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1739
Okunma
Senin gözlerindeki sis
benim hayatıma karıştı..
dağların üzerindeki gri bulutlar
benim beynimdeki sana ulaştı...
sen öyle bir duygusun ki içimde
en duygulu tanımların bile üstün de
adının konulamadığı nadide bir mücevher
ve değerini yitirmeyecek olansın her devirde...
senin gözlerin orman kokulu...
buram buram toprak kokar herbir bakışın
bazen öyle deli çağlar ki gözlerinde ki deniz
bulutların hırçın çocuğu düşüverir gözünden...
senin gülüşlerin ebem kuşağındaki saklı renk
her yağmur sonu bir yanlış düzelir tebessümünde
vee seni görünce anlıyor ki insan
gökkuşağı yedi renkten çok daha öte...
bir alev bu yavaş yavaş ,acı ve hüznün çizdiği
lakin küllerinden yeniden doğar anka kuşu misali
senin gönül kafesine kanatlanmış ben inatçı aşık
sen içeride mahkum,ben dışarıda tutsak...
eyy!! gelişine tesadüf diyemediğim kaderim...
bana bir yer söyle senin olmadağın
rüyalarıma girmediğin tek gün ve saniye seni düşünmediğim
sebebi yok sen aklıma gelince ki gülüşlerimin
vee bir zaman söyle:
güneşim diye her sabah senin doğmayacağın...
hesabı,kitabı yok matematik bile çözümsüz
fizik kurallarına aykırı bizim bu yaşadığımız
oksijenle hidrojenin birleşimi kadar basit değil
aynı suyu içsekte mümkün değil kavuşmamız...
sen bir doğa harikası,başka bir boyut
ben gözlerine mil çekilmiş zavallı bir kulum
açılmasın hiç gözlerim toprak bakışlım
sen sarıp sarmala beni,koynunda uyut...
5.0
100% (5)