2
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
798
Okunma
okyanusun dibinde
şakıyan bir kaynağın
serinliğine uçtuğun o yerde
şimdi iki güzel çocuk olup
yüzük değiştiriyoruz
sevmek akıyor göğsümüzden
tepelerden akan sellerce
gündüz günahsız çocuklar gibi
kekikden bir yatakta
bir oluyor bedenlerimiz
ağız ağza
akşamları şaşkın dönerken kente
olmazdı yüzümüze bakan
o bayağı
yorgun kalabalıkta
ne kadar da mutluyduk
bunca mutsuz yüzün arasında
ağlıyorduk suçlulukla
anlarlardık ki o anlarda
bize göre değil yaşamak
gül açardı oysa yüzümüzde
sevinçten parça parça
yeşili soluk bir kara ağaç
boynu bükük bağ olurduk birden
dallarımız yere eğilir
ağlardık içli içli
sonra bir gün kan çiçekli
garip bir bitki görmüştük
yaprakları mızrak
sonsuzluk bitkisi denirmiş adına
anlıyorduk aslında
tanrısal uyku
ölümsüz dinleniş
sonsuz düş
bitkiyi ısırınca gelecek
bir gün
ağacın altına uzanmış
gülüyorduk yine mutlulukla
bir yaprak koparıp koydun dudağıma
dalınca ben sonsuz uykuya
sen de ısırdın yaprağı
ölmüş gibi düştün
cansız bedenimin üstüne
saatlerce öylece kıpırtısız
ölümsüz ölümü dinlemiştik
ya sonra Alex
ya sonra demiştim korkuyla?
‘’akşam olunca güvercinler gelir
üzerimizde ötüşür
kıyamaz hiç kimse
aşıkların uykusuna
ve ayıramaz hiçbir güç
bir olup ölen bedenleri’’
ve şimdi
okyanusun dibinde
çağlayan bir kaynağın
serinliğine uçtuğun o yerde
seni düşünüyorum Alex
sensiz hala nasıl yaşadığımı
Seren Elena
Alex’e Mektuplar (Eylül 2007)
Mayıs 2005-Ağustos 2009
5.0
100% (1)