14
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1789
Okunma


Geceyarısını geçmeden çıkayım diyorum
Tam da gezinti havası bu gece
İnceden bir ayaz, ama husumeti yok
Vursun yüzüme tatlı sert
Belki geçerken bir ufak şişe
Hani bir balkon sefası, kısasından
Ne güzel olur ya uykudan önce
İzlerken dalgaların meltemle oyununu
Ellerimi ceplerime soktum, yürüyorum
Karanlık, kasvetli sokaklarında şehrimin
Ta uzaklarda ışıl ışıl yanan lambalar
Ama dedim ya, uzaklarda
Işıkla hiç tanışmaz bu dar sokaklar
Güneş bile binbir nazla doğar burada
Geceleriyse yanmaz bir tek lamba dahi
Şehrimin alt katında
Bir genç kızın yanından geçiyorum
Saçlarını rüzgâra salmış, dans eder
Bir küçük delikanlıyı kandırır sözleriyle
Uzanıp sere serpe yatışını anlatır
Çağla badem toplayışını
Hiç görmediği, bilmediği yaylalarda
Gözlerinde gaddarca bir tadın ışıltısı
Yüreğindeyse utanç, kıpkırmızı
Karşıda sessizce duran bir genç kadın
Sessiz, sakin esintide tir tir titrer
Kucağında miniminnacık bir bebek
Kundağına sarıp sarmaladığı hüsran
Bir söz, bir işaret bekler adeta
Bir palabıyık yaklaşır yavaş yavaş
Dilinde sahte umutların zehri
Yüzünde zalimliğin en korkunç ifadesi
Ve dönüş yolunda dinlenir adımlarım
Başlar yine dört bir yandan uğultular
En sevdiğim, en iyi bildiğim şarkıdır bu
Hiç tanımadığım bir dilde söylenen
Hiç bilmediğim sazlarla çalınan
Lâkin epey tanıdıktır hikâyesi
Şehrimin alt katında ışığa hasret kalplerin
İçime sığdıramadığım karası
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.