1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1298
Okunma
Boğaz’ın menevişli sularında
Hırçın akıyor denz, yarim.
Akıntı burnu’nda, Arnavutköy’de
Yorgu bir nehir edası takmış
Salınıyor, bir o yana, bir bu yana.
Islak gecenin ötelerinden,
Yine bir kırık meltem esiyor
Sessizce.
Sessizce dedim de, yarim
Hiç bilmezdim mahzunluğunu insanların
Sessizce ağlarken.
Ve farkına varmadan, ağladıklarını
Yitirdikleri düşlerin ardından.
Yarim,
İstanbul’un taşı toprağı
Altın değilmiş meğer.
Ama bilmezler, bilemezler ki
Her gün vurup da umutlarını sırtlarına
Göçüp gelenler.
Bilmezler ki,
Bir gün olup yitecek
O güzelim düşler.
Bu şehrin varoşlarında, yarim
Ne ömürler tükeniyor
Nasıl sürüyor, nasıl bitiyor yaşamlar.
Umursayan mı var sanki.
Herkes kendi derdinde
Ve herkes, bir düş peşinde.
Giden, gidiyor maziye
Kalan düşler ise, geriye
Takılıp kalıyor bir köşede.
Ne iyi ettim de
Bu işe başladım, yarim
Bazen, geceler boyu
Anlaşılmaz bir telaşla
Yaşayan insanlar gibi
Dolaşıp duruyorum sokaklarında
İhtiyar İstanbul’un.
Yarim,
Pek acemiyim ya,
Elimde kaldı topladığım düşler.
Yığıldı dağlar gibi önümde
Sessizce sıraya girdiler.
En öndeki, ‘Kırpık Ziya’nın düşü.
Var bir, onbeş yıl yaşı.
Hep hayal edermiş Ziya
Artsın diye maaşı.
Yeni bir gömlek alıp,
Bir de çekerse ‘Sinekkaydı’ tıraşı
Belki …Ayşe’den yana
Dönermiş şansı.
Hadi..dermiş ‘Anne’. hadi ‘Baba’
Alalım bir kutu da
“Madlen” marka çikolata
Varıp, gidelim artık….
İsteyelim şu kızı.
Evlenirlermiş sonra,
Ererlermiş ‘Murad’a
Zor muş beklemek, tam dokuz ay
Dile kolay, beklenir mi
İlk göz ağrısı bu,
Bu kadar da özlenir mi ?
*
Şimdi o, otuz yaşında, yarim
Belki otuz ay’ı var
Belki otuz gün’ü yok
Yatıyor boylu boyunca
Bir hasta somyasında
Umarı yok.
Ve inan, benden başka
Kimsenin haberi yok.
Nasıl veririm düşlerini ?
Nasıl söylerim ?, yarim
Yakında öleceğini.
Seni de üzdüm, yarim
Yeter artık….
Ben işime döneyim.
Baksana….her yanıma düşler dolmuş.
Bir bilsen, bir bilsen yarim
“İstanbul Düşçüsü” olmak
Ne kadar zormuş.
İSTANBUL DÜŞÇÜSÜ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.