0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
16
Okunma
Anadolu kültüründe insanı içten içe kemiren, ne kendine ne de çevresine bir hayrı dokunmayan en büyük ruhsal yoksulluktur "varyemez".
Evinde çuvallarca buğdayı, kasasında altını varken bile bir parça ekmeği esirgeyen, yoksulun halinden anlamayan o cimri insan tipidir. Parayı amaç değil, tapılacak bir put haline getirenlerin hikayesidir. Dışarıdan bakıldığında varlıklı, zengin ve tok sanılır; lakin içeride, o daracık ruhunda bir dilenci kadar fakir, bir kuyu kadar karanlıktır. Toprağın altına götüremeyeceği servetin esiri olmuş, ömrünü hırsla tüketmiştir.
İşte o dünyalığa tapıp insanlığı unutan cimrinin hazin ve ibretlik halini anlatan uzun bir şiir:
Ambarlar dolu buğdayla, sandıklar altın kaynar,
Geceleri uykusu kaçar, "acaba eksildi mi?" diye.
Kendi ocağında bir parça odun yakmaya kıyamaz,
Varyemez derler adına, ömrünü verir bin bir hileye.
Yüzünde bir damla tebessüm yoktur, benzi soluktur,
Sofrası kilitlidir, ne bir garip gelir ne de bir konuk.
Zanneder ki bu dünya ona ebedi mülktür, doludur,
Oysa ruhu açtır, bedeni ise dünyada bir donuk.
Komşu kapıyı çalsa ödü kopar "bir şey ister" diye,
Cimriliğin tahtına kurulmuş, taç giymiş o zalim.
Ne hayrı dokunur yetime, ne de düşküne bir hediye,
Yığınla malı var ama insanlıktan nasipsiz mahkum.
Günün birinde ecel kapıyı çalar da ansızın,
Bırakır o altınları, gider çıplak, eli boş.
Ardından ne bir dua okunur, ne de dökülür tas su.
Varyemezin dünyası işte böyle, bomboş ve loş.
Ey insanoğlu! Mal mülk dediğin elinin kiridir,
Mezar taşına yazılmaz ki topladığın o akçeler.
Cömertlik insanın süsü, cömertlik gönül piridir,
Varyemezlik edenlerin, yerinde kalır acı bir yel.
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.