Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine yatan bir adam, emniyet ettiği bir dostundan, düşmanlık sezen bir adamdan daha rahat uyur. beydeba
Hamdioruc
Hamdioruc

Faniyiz

Yorum

Faniyiz

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

32

Okunma

Faniyiz

Fanilik

Fanilik "Ol" emriyle oldu yani ezeli değil Bakilik ezeli ve ebedidir.Fanilik varla yok gibi.yani Bakiliğin gölgesi ateşin dumanı gibi.delildir gölgeyi görünce biri bize geliyor deriz. görmediğimiz halde..dumanı görünce orman yanıyor deriz uzaktan...

Gölge varlık şu dünya şu evren...yani ayna .aynada bir şey görsek onu var sayarız.inkar edemeyiz.Doğal akıl inkar etmez.Yanıltıcı akıl inkar etmeye mecbur değilse menfaatini kaçırır...Hırsız gibidir yanıltıcı akıl.Hırsıza aklı çal der ama enselenince keşke der aynı akıl...

Biz ölümlüyüz ama ölümsüz var."Yaradılanı yani faniyi Baki için sev.yani "Vatanı ezan için sev.parayı ezan için sevmek de vatanı sevmek gibidir..."

Allah KAHHARDIR.Sebebler halk eder...Kabil parayı Allah için sevmemişti...yemek nsib olmadı Kabile.Kibri için sevmişti parayı Kabil.Parayı Kibrin için sevme ey kabil der tarih ve evren...vahiy ve Kur’an ama suuud Ezan için ne yaptı.fars ne yaptı.iki ırkçı silaha yatırdı ve o silahlar da yok oldu Yani ne frasa ne Suud’a yemek nasib olmadı ırkçılık için sevmişlerdi parayı.petrolü.Zekat ve paylaşımdan kaçtılar silaha bağladılar...Kahharı unuttular ama Kahhar enseledi o iki ırkçıyı da...Mezhebi bile ırkçılaştırmışlardı.ilimle savaştalardı mezhebleri ilimle kavgadaydı... ve bencelikti ilim değildi deneylere uyumlu değildi..deneylerdir kıble...mezhebler kıble olamaz...ilk kıble nesh oldu.Kabe içinde put vardı kabeliği nesh olmuştu.temizlendi ve kıblelik hakkına tekrar kavuştu.Hz Süleymana da ihtilal yapılmıştı...""İnşaallah"demedi diye ve Hz Yunus balığın karnına razı olmuştu...görevi keyfince terk etti diye....Kahhar sebebler halk eder....esmları için...esmalarına secde edilsin tevbe edilsin diye...Ah ah kıssadan hisse alan nerede...Rusya Ukraynaya saldırdı...Batı Ukraynaya silah desteği yaptı...Hürmüz kapatıldı Babül-mendep kapatıldı petrol tavan yaptı batı fakirleşecek ve silah üretemez hale gelecek.Rusun ümidi bu hürmüz ve Babül mendep ten

Ve şiir:

Yaşlılığım veya Mecidiye camii

Büyük Mecidiye camiinde
Güneş gelir gönlüme
Ay gelir yıldız gelir
Geceme ağlamak kalır

Dizlerime gençlik gelir
Gözlerime gençlik gelir

Elde değil sevmemek şu Mecidiye camiini ölümdünyadayız
"Öldüm sayarım kendimi seni sevmediğim gün Mecidiye camii...

Mecidiye camii karanlıkla karayla savaştım yıllar yılı senin için
Mecidiye camii tut elimden gözü yaşlıyım
Öldüm say ey mecidiye camii beni sevmediğin gün
Aldırma gönül diyemem aldırırım.Ölürüm kahrımdan
Ben öldüm saydım kendimi seni sevmediğim gün
Sevgi de karşılıklı olmalı bu dünyada
Ahirete mi kalsın sevgimin ödülü sen kalsın diyorsan kalsın...diyemem
Koca cami koca güneş sana doyamam...

Dizlerime gençlik gelir
Gözlerime gençlik gelir
Seni resimlerde bile görsem
Ne olurdu kürsünde can verseydim
Bir cuma saatinde
Seninle anılsaydı ölümüm
Hastane yatağında ölmek şeref değil bana

Yaşlıllık belalı
Tut elimden yaşlıyım şimdi
Hayat eskitti beni ömrümün çiçeğisin sen
Güneş olunur bulut olunur sana

Zaman belalı şimdi ikimize
Hiç unutamam acılarını anlatışını
Duvarlarının bir dosta bakar gibi bakışını
Karanlığa sessizliğe mahkum etmişlerdi seni
Gür bir ses oldum sana

Şimdi en özlenen sensin
Yaş yetmiş beş
Mecidiye camii tut elimden gözü yaşlıyım

Şimdi en özlenen sensin
Şu İstanbulu nurlu bir sabaha uyandır
Beyaz horozumuz ol
Gür çıksın sesin
Gür olsun sesin diye zindanlara razıydım
Gür olsun sesin

Ömrüm bitti gece bitmedi
Boğaza mavi bakışını unutamam
Hep mavi baktık şu boğaza
Dertlerimizi aldı götürdü şu boğaz
Nice kardeş ülkeye
Mahzun bakışını hiç unutamam bana ve şu boğaza

Ömrüm bitti gece bitmedi
Yaş 75
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Çınar gibi kök at vatan toparağına ayaklarım ne olur...

Ümitli yıllar bitmez ikimizde
Eskidim eski bir cami gibi
Yaş yetmiş beş bir hazan bahçesi bu yaş...
Sabahı olmayacak bir gecedeyim gibi
Ağlamayacağım şimdi
Ölüm hak dirilmek hak
Ölümden yok korkum lakin
Ben günahlarıma karanlığıma ağlarım...
Ve bir de yetmiş beş yaşımda yıkık bir camii gibi oluşuma

Maviliğe açılan bir kapısın
Benim dünya gurbetimde hep
Şimdi gece anne saçları değil sana
Gözlerime kargalar gibi geliyor şu geceler…
Bu gül bahçesinde Gül yok gülen yok şimdi
Minareleri yıkık ezanları susmuş bir camiyim artık
Ağlamayacağım
Yıkıldım

Dünya gurbetimde güneşler yok şimdi
Sabahlar ayaklarımı soktuğum dereler değil
Akıp giderdim derelerle akşama kadar

Neyi arardı ayaklarım ellerim gözlerim
Deniz sandığım o denizde
O Hamdi yok şimdi

Güneşler gördüm Yıldızlar gördüm seninle
Yaş yetmiş 75 ömrümün son limanı bu
Fatsalının kayığından farklı olmak isterim
Kömür kokusundan kaçışım vardı gençliğimde
Denize maviliğe çiçek kokusuna o kayıktı ve ben insan

Sen annemdin çilekeştim yalnızdım
Baston mu beşik mi ikisi de ağaç
İki ağaç arasında yaşamışım işte

Bereketlendirdin ömrümü
Sende savaştım karanlıkla
Seninle yendim karanlığımı
İstanbul’un sisiyle savaşım vardı sende
Sende yendim toprağımın karalığını
Mumdum yandım sende
Anne kucağı oldu kucağın

An benli o günleri an Mecidiye camii
O ekim aylarını o ekim akşamlarını an
Ölüm hak dirilmek hak
Ağaç gibi ölmeliyim öz toprağımda
Ağlamayacağım şimdi
Yıkılmışlığıma..
Çürümeye itilmişliğime

Gül aşkının divanesiydik
Sende görür oldu kalp gözüm
İşitir oldu kalp kulağım
Hamdım yandım sende piştim sende
Anne kucağı oldu kucağın

Mavi baktı ikimize gök yüzü
" ne Şamın şekeri ne Arabın yüzü"...
Bu karanlık gecelerde Yıldızdı gönlümüzün gündüzü
Kutsal emanetlereydi aşkımız
Ümit biriktirdik güneşler biriktirdik bu günlere
Çöller geçerim şu yaşta Yavuz gibi
Yavuz gibi güle varmak isterim...

2.

Yaş yetmiş beş
Ağlıyacağım
Ne Fatih oldum ne Alparslan şu gül millet için
Elim yoktu dilim kelepçelendi hesap sormak isterim
Kitabım Kur’an oldu.Büyük okul kitabı...Hayat kitabı
Sağ yanımdan bir gül kitap almak isterim

Gözü yaşlıyım şimdi
Yaş yetmiş beş

Yaş yetmiş beş
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Elde değil "seni unutmak ölümden acı hayalimde kal"
Ağladım şehit anaları gibi
Seni bildim bileli
Çiçeliyim çileli
Hey vefalı dost
Hey cefalı dost
Yaktılar seni yandın
Yıktılar ezan sesini
Hapse tıktılar ezan sesini
Hürriyet sadece meyhanelere oldu...

Yaş yetmiş beş
Yaşlı gözlerim yaşlı
Yaşlı gözlerim yaşlı artık
Yaşlı gözler yaşlanmış
Ey yaşlı hamdi
Yapılmak kader
Yıkılmak kader
Ağlamayacağım şimdi

Yıkılmak Osmanlı gibi
Yetimler bırakarak
Gözlerin yetim şimdi ...
Büyük yıkılmak
Büyük yıkım gibi yıkıl Hamdi

Ölüm hak dirilmek hak
Yıkılmışlığıma ağlamayacağım şimdi
Yaban sahillerindeyim yaşlılığın
Tutulmaz elimden ve yaşlı gözlerimden
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Ayrılığın hüznüyle ağlanır ağlayacağım
Ağla annem gibi Mecidiye camii annemsin yok başka anne bana

Yaş yetmiş beş
Ağla zayıflamış dizlerime
Ağla beraber Güneşlere bakmıştık gözlerime
Silinip giden izlerime bakıp ben ağladım sen de ağla

Yiğit ellerim titriyor tufanlarda...
Nuh gemisi gibi öteye beriye sallanan ellerimden tutulsun
Önce susturmalıyım yalancılarımı
Ayaklarım Osmanlı olmalı...

Ayaklarım Selçuklu olmalı...bu toprak kaygan
Koca bir Türk devleti olmalı basarken vatan toprağıma...
Titremeyin ayaklarım ne olur
Osmanlı olun ne olur
Çınar gibi kök at vatan toprağına ayaklarım ne olur...
Ayrılığın hüznüyle ağlanır ağlayacağım şimdi

Aklım ebu cehil olma ne olur...
Son nefesimde nurlan
Aklım başımda kal ne olur
Bunamak yakışmaz bir şaire...
Ayaklarım çınar ol ne olur
Ellerim Akdeniz ol öyle mavi öyle bereketli
Yaşlılık günlerimde...
Ölmedim de ne olur bedenim binalar gibi dik dur...
Kaybetmenin hüznüyle ağlanır ağlayacağım şimdi

Kapıların maviliğe açılıyor bir senin
İstanbul’un mavi lalesi...
Şu köprü kolların olsa gerek
İki kıtayı birleştiren sevgi sende
Şu boğaz ayaklarını yıkayan mavilik senin
Hayallerimin süsüsün Mecidiye camisi
Büyüksün Mecidiye camisi

"Vefa İstanbulda bir semtin adı"denilmiş
"Hasta adam"öldü sokakta
Yaralanıyorum "hasta adam"deniliyor bana da
Osmanlı gibi olduğumdan
Hayır hayır ben yıkılacağım aşk sarayı gibi
Küçülme acizleşme dilim ne olur
Saray gibi ol dilim ne olur
Hayallerimin gözlerinde yaş...ve yıkık hayaller var


Yıkık hayallerim yıkık gönlüm var şimdi
Yaşlıyım şimdi
Gözü yaşlıyım şimdi
Şu fotoğraflarda...
Ağlamayacağım şimdi halime bakıp

Gözlerim bulut olun ne olur şu fotoğraflarda
Hastane seccadesindeyim ...

Ağlatan fotoğraflarım Osmanlının hasta devri...
Hastayım hastane köşelerinde şu fotoğraflarım
Tutulsun elinden o fotoğrafların ne olur
Ağlamayacağım şimdi
Yetmiş beş yaşımda çocuklar gibi

Ölüm hak dirilmek hak
Yıkılma diyor içimde bir ses...
Bu bülbül ses hiç susmuyor
"Sen bir Osmanlısın"...
Osmanlıyı anıp hüznüne ağlanır ağlayacağım şimdi
"Vefa İstanbulda bir semtin adı"der ağlarım şimdi

Susmuyor bu harabede bu yaşlıda
O yıkık hayallerin kanatsız kelimeleri
Yaşlılığın kapısında bir bekçi
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Tut elimden güneş oldum bulut oldum sana ey çiçek
Meyveli bahçe oldum nar oldum dut oldum sana
Asker oldum yiğit oldum sana...
"Vefa İstanbulda bir semtin adı"der ağlarım şimdi

Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
O hale o hüzne ağlanır ağlayacağım
"Vefa İstanbulda bir semtin adı"der ağlarım şimdi

Ayırdılar beni senden
Bu ikinci sütten kesilişimdir
Bu ikinci anne kucağından kovuluşum
Fotoğraflarınla yetinmek zor
Rüyalarımda olsun anne yüzün
Musalla taşına bu gidişim

Dizlerinde can versem ne olur
Annem yok benim
Şeref değil bana hastane yatağında ölmek
Yıkılma diyor içimde bir ses...
Bu bülbül ses hiç susmuyor
"Sen bir Osmanlısın"...

Seccadem seni hatırlatıyor
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Yaş yetmiş beş
Ağlayacağım bu ayrılığa hep...

Ölme diyor içimde bir ses ümitlerle beslen
Bakışlarım bir ah oluyor
Silahlarım yok ki benim
Fakir bir ülke gibiyim
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...

Bakmak istemiyorum dönüp arkama ömrüm günah sanki
Suskunluğum uyku hafifliğinde...
Küskünüm gönlüme Ağlayacağım günahlarıma
Günahların yüküne ağlanır ağlayacağım

Tevbesi var diyor içimde bir ses her günahın
Kuşlar dönüp konuyor dallarıma...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Elde değil "seni unutmak ölümden acı hayalimde kal"

3.

"Vefa İstanbulda bir semtin adı"der ağlarım şimdi
Yaşlı gözlerim yaşlı şimdi
İnceciktim ince bir ip gibi kopar faniler
Eskir ve yıkılır nur gibi camiler...
Sen yıkılma ne olur.sen ve ben anne çocuk gibiyiz
Dedim ki bir gün:"senden geldim sanadır bu yolculuk
Bir fotoğrafda doğmamışım daha
Bir fotoğrafta gençsin ey çocuk.."

Dedim ki bir gün
Silinir aynalarda ne varsa bir gün ve kırılır aynalar
Ölüm ölür kahrından
Yalvarmak yakarmak boşuna
Fayda yok engel yok zamanın savaşına

Yaşlı gözlerim yaşlı şimdi ve
Büyümek güzel değil diyor içimde bir ses
Karaçalılar büyümeyin...diyor
Yakmak geliyor içimden koca koca karaçalıları kesip
Allah’ın affı aklıma gelince
Dönüp geliyor bendeki yuvalarına benden giden kuşlar

Yaşlıyım ellerim Nuh gemisi kadar titrek
Titremeyin ellerim ne olur
Seccadem titrek elleri diriliyor gönlümün
Dualarda

Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Ağlamayın gözlerim ne olur
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Hayalimde çizili kalsın şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
"Vefa İstanbulda bir semtin adı"der ağlarım şimdi

Bir fotoğrafta arı gibi çalıştım gizli gizli
Tevbe bulutları kanatlanır yuvalarından
Bahçelerde gülgüller güldü küskün gönüllere
Dalından kopan kelimeler solarken her bahçede
Allah’ın affı gelince aklıma
Yeşil bir ağaç oluyor gönlüm

Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Gönül yaşlanmaz gönül ölmez
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Elde değil "seni unutmak ölümden acı hayalimde kal"

Yaşlı gözlerim yaşlı şimdi ve
Bahçenden kov eylülleri diyor içimden bir yaşlı ses
Gözleri en yaşlı ses
Eylülleri kafir ayak izli eylülleri...
Eylüller var kaderimizde bir ay değil birn ay
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Hayalimde çizili kalsın şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi

Sana uzak değilim sana tuzak değilim gönlüm ol
Kürsünü ver yine bana omuz ver yine bana
Lal olmasın dilim ne olur...
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...

Hala duygularım rüzğardır seni tavafta hala
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Gönül yaşlanmaz denilmiş
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Hayalimde çizili kalsın şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi

Buhar olurum buhar olacağım Akdeniz gibi
Bir gün görmeyeceksin beni mezara gizleneceğim
O gün de gelecek katlanırım ve küsmem sana
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...

Seccadem seni hatırlatıyor
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...

Senin için kalkacağım mezarımdan o gün de gelecek
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...

Eski günler anılar en kötü hikayeler sevginle bana bal oldu
Deniz kadar maviyim
Mecidiye camisi unutmadıkça şu boğazı
Ne olur beni de unutma
Yaşlıyım gözlerim yaşlı...
Silinme hayalimden ne olur Mecidiye camii...
Ölmüşüm o gün ne olur silinme hayalimden...
Hayalimde çizili kalsın şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi

Ölmedim
Hayalimde çizili şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Sen aman ölme Mecidiye camii
Silinme aynalarından zamanın
Mezarım olsun toprağın
Ruhumun anası
İki derttaş dirilelim kıyamette
Hayalimde çizili kalsın hep şu Mecidiye camisi" görevdeyim hala gibi
Ne olur
Sen bari yaşa mecidiye camii ne olur
Derdimiz yaşasın kavgamız yaşasın...
Ben kırılacağım ayna gibi
Yaş oldu yetmiş beş

Yaş oldu yetmiş beş
Şu mezarım bir kuyu Zelihaya çıksın isterim
Bahara özlemdi ömrüm gurbetti sılaya çıksın isterim

Gölge gibi akıyorum...vadisin nehirim
Çölleri aşmak denize maviliğe ermek isterim

Ellerim meyve dalına uzanmış gibi
Gözlerim yollarda akıyorum sonsuzluğa
Geceydi ömrüm nurlu bir sabah görmek isterim


Hamdi Oruç

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Faniyiz Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Faniyiz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Faniyiz şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL