1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
64
Okunma
Aklımı köklerinden, nezaketle kopardım,
Şu devasa boşluğun, tam ortasına sardım.
Kazandım nefretini, boyun eğen paragöz çiçekçilerin,
Ve lanet etmekte, meyvesine tapan meyveciler de.
Toprağa minnet etmez, rüzgârda asılıdır,
Bu zarif deliliğim, bir orkide dalıdır.
Mantık denilen o sert, o boğucu toprağı,
Hiç sevmedi ruhumun, bu şeffaf, loş yaprağı.
Kızdırır bu halim, her sabah tezgah dizenleri,
Satılık meyvelerle, dünyayı ölçenleri.
Hakikati aramam, sükûtla konuşurum
Şu görkemli hiçlikte, açmak için dururum.
Bilirsiniz efendim, çok acayiptir huyu,
Hüznün sisiyle yaşar, sevmez dünyevi suyu.
Ben de şu kâinatın, o mutlak hiçliğini,
Gönlümde büyüterek, sildim varolan tüm kimliğimi.
Dudak büküp geçin siz, sıradan bahçıvanlar,
Beni ancak gökyüzünde, köksüz duranlar anlar.
İşte yaşamak budur; tutunmadan bir yere,
Meydan okumak her gün, karanlık gölgelere.
Ölüm soğuk eliyle, kapıyı çaldığında,
Güzelleşir bu çiçek, mutlak yalnızlığında.
Bırakın ciddiyeti, dertler sizinle kalsın,
Şu hesaplı hayatı, aklı olanlar alsın.
İmrensin durup baksın, o pazarlık edenler,
Bizi çürük sanıp da, o çöplüğe serenler.
Bu devasa sahnede, yırtılan bir perdeyim,
Hiçliğin ortasında, açan bir orkideyim.
Lanet olsun size, üstümüze güneşi kesenler!
Şu vitrinlerde güzel duralım diye parlatıcı sürenler!
Sizi unutmadı bu kökler, asla unutmayacak,
Tarih bu orkidenin yalnızlığını değil, yiğitliğini yazacak.
Unutmayın siz de bu küçük orkideyi,
Saldırarak kurutmayın,
incitmeyin biricik çiçeklerini..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.