3
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma
Ey yâr-ı kadîm, ey nûr-ı nihân, gel gönlüme,
Bir zerre-i aşkınla dirilt cân ü tenimi.
Düştüm yine hicrân gecesinin zülfüne ben,
Meded eyle, ey Rahmân;
Aç bana sırr-ı demimi.
Bir “Hû” de ki sussun içimde binlerce feryâd,
Bir nazar eyle ki gönlüm bulsun râh-ı ebedî.
Gecenin koynunda adını aradım,
Bir “Yâ Rab” dedim, göğe eller saldım.
Kalbimde kırılmış bin aynayı topladım,
Senin nurunla yeniden tamamlandım.
Bir nefesin değse susar bu fırtına,
Bir kelâmın düşse çölde açar gül.
Ben kendimi sende buldum ey Mevlâ,
Aşkınla yanarım, küllerim olur gül.
Meded, meded, ey Rahîm,
Derdime sensin tek hekim.
Dil-i virân, cân-ı mahzûn,
Seninle bulur âlem-i nûr.
Gel, ey nûr-ı cân, gel,
Gönlüme bir seher sal.
Karanlığım “Lâ” ise,
Sen bana “İllâ”yı söyle.
Gel, ey aşk-ı ezel,
Rûhuma bir nefes ver.
Ben kapında bir hiç iken,
Beni kendimde benden geçir.
Sükûtun içinde bir ney gibi ağladım,
Her “Elhamdülillah”ta yeniden doğdum.
Feleğin çarkında savrulurken adım,
Senin zikrin oldu yoluma kandil.
Dilime “aşk” düştü, aklım sustu,
Gönlümde bir Şems-i nihân uyandı.
Her zerrem “Yâ Hû” diye seni buldu,
Ben yoktum artık, yalnız sen kaldın.
Ey mâh-ı dilârâ,
(Mara daryâb - Beni bul, bana yetiş)
Ya Rahmân, ya Rahîm, kalbimi sar,
Azâb-ı hicrândan beni âzâd kıl.
Bî-karârım, ey cân,
Dilimde yalnız “Yâ Hû” var.
Tu nûrî, tu cânî,
Sen benim gizli duamsın.
Gel, ey nûr-ı cân, gel,
Gönlüme bir seher sal.
Karanlığım “Lâ” ise,
Sen bana “İllâ”yı söyle.
Gel, ey aşk-ı ezel,
Rûhuma bir nefes ver.
Ben kapında bir hiç iken,
Beni kendimde benden geçir.
Bana yol gerekmez, sen yol ol yeter,
Bana söz gerekmez, sen “Ol” de yeter.
Bir damla rahmetin deryalara bedel,
Bir bakışın bin ömre nefes verir.
Gönlümün kuytusunda bir sır uyur,
Adını söyleyince uyanır gece.
Aşk dediğin bir ateş değil yalnız,
Kendi küllerinden doğan bir hece.
Ya Hayy, ya Kayyûm,
Kalbimde sensin.
Ya Vedûd, ya Latîf,
Rûhumda sensin.
Düşsem de bin kere,
Kapından dönmem.
Çünkü senden gayrı
Bir sığınak bilmem.
Meded, meded, ey Rahmân,
Gönlümde aç bir gülşen.
Meded, meded, ey Sübhân,
Rûhum sana pervâne.
Gel, ey nûr-ı cân, gel,
Bütün perdeleri kaldır.
Ben senden uzak düştükçe
Beni yine kendine çağır.
Ey gönül, aşkı arama uzak diyarlarda;
Ol dem ki Hak sana senden yakın durur.
Bir zerre-i aşk düşerse virâne kalbine,
Bin âlem o zerrede sır olur, nûr olur.
Sen “ben” dediğin perdeyi kaldır bir nefes,
Gör kimdir aynada sana bakan ezel.
Aşk, yol değildir yalnız; yolcuyu yok eden,
Yoklukta var eden o sırdır, o güzel.
Ey Rahmân-ı Rahîm, ey Sâhib-i her cân,
Dil-i bîçâreme bir nazar eyle yine.
Ben kapına geldim, ne sözüm var ne hâlim;
Beni benden al da bırak aşkın eline.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(13 Eylül 2026)
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.