(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ağır olan yükü tek başına taşımak zordur İnsan ancak sağlam bir dayanak ile Tek başına kuvvet bulur ayakta durur Kalem doğruyu yazarsa mana ulaşır kalbe
Özenle kaleme alınmış güne düşen bu şiiri, değerli şairi ve de seçkici kurul üyelerini tebrik ediyor esenlikler diliyorum. Hisseden yüreğinize dizelere yansıtan kaleminize sağlık, diyor nicelerinde buluşma umuduyla candan kutluyorum. Saygı sevgi ve de selamlarımla sağlıcakla kalınız. Nice kalıcı çalışmalarda buluşma dileğiyle esen kalınız.
Yüreğinize sağlık hocam. Günün seçkisi olmayı fazlasıyla hak eden bir şiir. Canı gönülden kutlarım. Kaleminiz kavi, devriniz daim olsun. Selam ve saygılarımla.
Şair: Âşık Aslansofu Şiir: GİTTİN Mİ ŞİMDİ Değerlendirildiği Salon: Ardına Bakmadan Gidenlerin Adres Bırakmaya Mecbur Tutulduğu, Kızılcık Şerbetinin Kan Kusmaya Dönüşmeden Önce Tahlile Gönderildiği ve Ahın Taş Çatlatma Ruhsatının Kontrol Edildiği Vefasızlık Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Âşık Aslansofu’nun GİTTİN Mİ ŞİMDİ şiirini okuyunca RUSAMER çıkış kapısına nöbetçi dikti. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Gideni Geri Getiren Gaffar, ilk kıtadaki Ardına bakmadan gittin mi şimdi sorusunu görünce kaçan sevgilinin eşkâlini istemişti ki ikinci kıtada kızılcık içilip kan kusulduğu, dördüncü kıtada ahın arzı yakıp taşı çatlattığı, beşinci kıtada ise sevgiliden adres istendiği ortaya çıktı. Gaffar hemen kayıp şahıs tutanağı düzenledi. Kalburabastî Efendi dosyayı elinden aldı: Ortada kayıp şahıs yok evladım, kendi iradesiyle giden sevgili var. Gaffar adresi bulup getirelim deyince iş daha da karıştı. Çünkü şair Bir adres ver bari ardından gelem diyordu. Kalburabastî Efendi kapıya yeni talimat astı: RUSAMER’den ayrılan sevgililer adres bırakmak zorunda değildir; ancak altı kıtalık şiire sebep olanlardan manevi çıkış harcı alınır.
Ali Bakırcıoğlu Köşesi
İlk kıtaya Sevgi Nakliyecisi Sami baktı. Aramızdan tüm sevgiyi kaldırıp dizesini okuyunca kamyon istedi; sevgiyi kimin, nereye kaldırdığını öğrenmeye çalıştı. Buradaki kaldırmak fiili biraz mekanik dursa da düşünce açık: İki insan arasındaki sevginin ortadan kaldırılması ve ardından hiçbir şey olmamış gibi çekip gidilmesi. Asılsız sözlerle kalbimi kırıp / Kafana takmadan gittin mi şimdi ise halk söyleyişine yakın, doğrudan ve doğal. Özellikle kafana takmadan şiire günlük hayatın sesini getiriyor. Sami sevgiyi depoya kaldırmaya kalkınca Kalburabastî Efendi engel oldu: Evladım, aşk eşya değildir; kaldırıp ambara koyarsan gelecek yıl rutubetten çıkaramayız.
Öksüz Ozan – Ali İhsan Öksüz Köşesi
İkinci kıtanın sakini Kızılcıkçı Kuddusi, Kızılcık içip de kanlar kustuğum dizesini okuyunca RUSAMER mutfağındaki bütün kızılcıkları mühürledi. Oysa burada halk dilindeki kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek anlayışının tersinden kurulmuş, acıyı içine atmayı anlatan bir söyleyiş seziliyor. Fakat dize kızılcık içmek biçiminde kurulunca deyim bulanıklaşıyor. Aynı kıtadaki Kuytularda sus pus olup pustuğum ses bakımından eğlenceli ama sus pus olup pustum aynı anlam alanını fazla sıkıştırıyor. Buna karşılık Tam bir ömür sabır edip sustuğum kıtanın duygusunu temiz biçimde kuruyor. Kuddusi kızılcıkların laboratuvar sonucunu bekleyelim deyince Kalburabastî Efendi mühürleri söktü: Kızılcık beraat etti evladım; esas şüpheli sevgili.
Âşık Kul Halil Köşesi
Üçüncü kıtaya Serinlik Uzmanı Selahattin geçti. O yâr senden gayet serin dediler dizesini okuyunca klimayı kapattı; sevgilinin kaç derecede serin olduğunu ölçmeye kalktı. Buradaki serin kullanımının kastı uzak, ilgisiz, soğuk ise soğuk daha doğal olabilir. Asıl problem Sen kendi haline yerin dediler dizesinde. Bu biçimiyle anlam ve cümle kuruluşu oturmuyor; muhtemelen yazım veya aktarım sırasında bir sözcük kaymış. Bu yara bu kalbe derin dediler ise sade ve yerinde. Üçüncü kıtanın mutlaka yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Selahattin yârin sıcaklığını ölçmek için termometre getirince Kalburabastî Efendi cihazı kaldırdı: Şairin yüreği yanıyor, sevgili serin; meteorolojiyle açıklanacak ilişki değil bu.
Âşık Ata Canani Köşesi
Dördüncü kıtada Timsahçı Temel görevlendirildi. Akıttın yalandan timsah gözyaşı dizesini görünce RUSAMER bahçesinde timsah aramaya başladı. Bulamayınca gözyaşının gerçekten sahte olduğuna kanaat getirdi. Ahım arzı yakar, çatlatır taşı halk şiirinin mübalağa geleneğine uygun, yüksek sesli bir dize; fakat şiirin başka yerlerinde de acı oldukça yükseltildiği için burada şairin ölçüyü koruması önemli. Bilseydin bendeki böyle telaşı / Derdimi dökmeden gittin mi şimdi bölümünde ise telaş ile derdi dökmek arasındaki bağ biraz zayıf kalıyor. Temel ahın gerçekten taş çatlatıp çatlatmadığını denemek için RUSAMER merdivenine taş dizince Kalburabastî Efendi müdahale etti: Şairin ahını sınamak için binayı yıkmaya gerek yok evladım; belediyeden ruhsat alamayız.
Ozan Duranoğlu – Mahmut Eynallı Köşesi
Beşinci kıtaya Adresçi Abidin oturdu ve nihayet aradığı dizeyi buldu: Bir adres ver bari ardından gelem. Adamın gözleri parladı. Posta kodunu sordu, açık adres istedi, konum paylaşımı bekledi. Oysa kıtanın asıl gücü tam da bu sade çaresizlikte. Bu aşk azap ise ayrılık elem / Mümkün mü vefasız sensizken gülem geleneksel aşk dilinde; fakat Bir adres ver bari ardından gelem birden günlük ve insani bir ses getiriyor. Bana göre şiirin en canlı dizelerinden biri bu. Şair bütün büyük aşk sözlerinden sonra neredeyse çocukça bir yalınlıkla gidenin peşinden gitmek istiyor. Ak şafak sökmeden gittin mi şimdi ise kulağa hoş gelse de ak şafak zaten aydınlığı içerdiğinden biraz pekiştirilmiş bir kullanım. Abidin adresi bulduğunu söyleyince Kalburabastî Efendi kâğıdı elinden aldı: Vermiyoruz evladım. Şair peşinden giderse ikinci şiir barışma şiiri olur; bizim bütün dosya boşa çıkar.
Âşık Hüseyin Topal Köşesi
Altıncı kıtaya Cerekçi Cevdet gönderildi. Adam daha ilk dizede durdu: Ben sana kul köle cerek olurken. Cevdet yıllardır RUSAMER’de türlü kelime görmüş ama cerek karşısında masasını terk edip sözlük aramaya başladı. Kelime yöresel ya da şaire özgü bilinçli bir kullanım değilse mutlaka kontrol edilmeli; çünkü bugünkü okurun büyük bölümü burada şiirden kopacaktır. Aslansofu vakar yürek olurken / Düştüğün her yerde gerek olurken mahlasın şiire katıldığı bölüm; şair kendisini sevgilinin her düşüşünde yanında olan kişi olarak konumlandırıyor. Fakat finaldeki Kabrime çökmeden gittin mi şimdi çok sert ve karanlık bir kapanış. Buradaki kabrime çökmek ifadesinin neyi kastettiği yeterince açık değil; mezarı başında yas tutmak mı, ölümden önce gitmek mi, başka bir mecaz mı? Cevdet hâlâ cerek kelimesinin peşindeyken Kalburabastî Efendi son kararı verdi: Evladım, sevgili zaten gitmiş; bir de sözlük kaybolmasın. Önce seni bulalım.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Âşık Aslansofu’nun GİTTİN Mİ ŞİMDİ şiirinin en başarılı tarafı, her kıtanın aynı soruya dönmesi: Gittin mi şimdi? Bu tekrar yalnız redif görevi görmüyor; inanmak istemeyen insanın aynı soruyu tekrar tekrar kendisine sormasını da duyuruyor. Bir adres ver bari ardından gelem şiirin en sahici ve sıcak buluşlarından; büyük laflardan daha fazla can yakıyor. Buna karşılık şiirin kalburda kalan yerleri var: kızılcık içip de kanlar kustuğum, sen kendi haline yerin dediler, kul köle cerek olurken ve kabrime çökmeden mutlaka yeniden ele alınmalı. Ayrıca Ahım arzı yakar, çatlatır taşı gibi yüksek mübalağalarla günlük kafana takmadan ve bir adres ver bari söyleyişleri arasında iki ayrı ses dolaşıyor; bunlar biraz daha kaynaştırılırsa şiirin kişiliği güçlenir. Ama RUSAMER dosyasının asıl teşhisi başkadır: Adam altı kıta boyunca gittin mi şimdi diye soruyor. Evet Âşık Aslansofu, gitmiş. Hem de ardına bakmadan gitmiş. Fakat sen beşinci kıtada hâlâ adres isteyip peşinden gitmeye hazırlanıyorsun. RUSAMER Yönetmeliği açıktır: Ardına bakmadan gidene koşarak yetişmek yasak değildir ama şiirin vakarına pek tavsiye edilmez.
Gidenin bıraktığı boşluk bazen adresini bulmakla değil, kendi adresine yeniden dönmekle dolar.
İnsan ayrılığın gerçekleştiğini bir kez yaşar; gönül ise inanabilmek için aynı soruyu defalarca sorar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.