Biz, kirpiklerinin ucuna tutunmuş mavi uçurtmalarla kimsesiz düşlerin altını çizmedik mi? Eli kolu bağlı geceden geçtiğimiz zaman, nasıl da arasına bahar saklardık sancıları doğuran ayaza inat. Boşluğa asılı hiçlik, yükü ağır bir anafordu yüreğimizde; çarmıha gerilmiş sabrın her çivisiyle aşkı yeniden, yeniden yaşardık.
İçinde kalabalık umutlara sarılmış düşlerin aşkıyla, ağır bir eylülde, iğdiş edilmiş yalnızlıkların gözlerinden yağardık.
Avazı Ruhi Su olan türkülerin akordu bozuk kederleriyle hüzünler toplardık.
Anlıyor musun?
Parça parça şiveler koparırdım esmer gülüşlerinden, takas ederdim ekim gülüşlü bir sonbaharla.
Usulca gözlerinden öperdim, içim çekilirdi aşktan. Büyümeye yüz tutmuş hayallerimle, bildiğim, bilmediğim tüm hayatın renkleriyle birleşirdin. Sonra çocukluğumu giyerdim üzerime. Bilir misin, acırdı kemiklerim.
Çocukluğumdan kalmış şiirlerin koynunda uyurken hüzün, keşkelerle dolu bir sevdayla kaybolmak isterdim gözlerinde. Kaçtığım anda yakalanırdım yaralarıma. Bitmek tükenmek bilmeyen ahlar inerdi ırmaklar boyu suskunluklara.
Sonra, kirpiklerimden düşerken yağmur, imgeler açan şiirlerin kuytusunda düşler dükkânına satardım neyim var, neyim yoksa.
Kaidesi arızalı bir hayatta ışıklar toplardım çocuklara. Avucumda saklardım rüzgârla gelen mutlu ıhlamur kokusunu.
Gülüşünün ucundan tutup kalkardım. O kadar çok noktalar koyardım ki kahrolası olmayışına. Demirle dövülmüş geçmişimizdi geriye kalan. Aykırı yalnızlıklar mezarlığı kadar rezildi yaşamak..!
Cebimde sakladığım eski anılarımla, kelebek ömrüne bir sığıntıydı sevinçlerim. Hep belkilere, keşkeler eklemem ondandı.
Kentin kuytularında unutkan sevdalar uyanırken ansızın, umutları kırık küçük adımlarıyla geçerlerken, üstü küllenmiş öyküler göğsümün ilticasına göçerdi.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Peri Feride Özbilge Şiir: ANLIYOR MUSUN...? Değerlendirildiği Salon: Kirpiklere Mavi Uçurtma Bağlandığı, Eylülün Ağırlığının Kantara Vurulduğu, Çocukluğun Elbise Diye Giyildiği ve Düşler Dükkânında Neyin Var Neyin Yoksa Satıldığı Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Peri Feride Özbilge’nin ANLIYOR MUSUN...? şiirini okuyunca RUSAMER Anlama ve Anlaşılamama Müdürlüğünü gece mesaisine bıraktı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Anlamaz Âdem, daha ilk bölümde kirpiklere tutunmuş mavi uçurtmaları indirmek için merdiven istedi; baharın ayazın arasına nasıl saklandığını öğrenmek için de Meteorolojiye dilekçe yazdı. Çarmıha gerilmiş sabrın çivilerine gelince Kalburabastî Efendi merdiveni elinden aldı: Evladım, sen şiiri anlamaya değil olay yeri incelemeye gelmişsin! Fakat şiirin ortasında ilk Anlıyor musun? sorusu çıkınca Âdem kendinden emin biçimde Anlıyorum hocam dedi. Ne anladın diye sorulduğunda sustu. RUSAMER heyeti oy birliğiyle karar verdi: Şiirdeki soru doğru kişiye ulaşmıştır.
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi
Köşeye İmgeci İdris yerleştirildi. Kirpiklerde uçurtma, gecenin içinde bahar, boşluğa asılmış hiçlik, anafor, çarmıha gerilmiş sabır derken ilk kıtada tuttuğu not defteri doldu. İkinci kıtada iğdiş edilmiş yalnızlıkların gözlerinden yağardık gelince yeni defter istedi; verilmedi. Peri Feride Özbilge’nin şiirinde imge yalnız anlatım aracı değil, neredeyse şiirin ana dili. Bunun çok başarılı örnekleri var; fakat RUSAMER burada torpil yapmaz: İmgelerin aralarında nefes alacak boşluk az. Bir güçlü imgenin etkisi henüz tamamlanmadan öteki geliyor. İdris üçüncü defteri isteyince Kalburabastî Efendi kestirip attı: Evladım, mesele kırtasiye değil; şiirin biraz seyrelmesi lazım!
Âşık Diyarî Köşesi
Buraya Türkücü Turhan getirildi. Avazı Ruhi Su olan türkülerin / akordu bozuk kederleriyle / hüzünler toplardık bölümünü okuyunca sazını akort etmeye başladı. Kendisine bozulanın saz değil keder olduğu anlatılınca daha da şaşırdı. Şiirin en güzel buluşlarından biri burada: Ruhi Su adı yalnız bir sanatçı göndermesi değil; toplumsal hafızayı, acıyı ve güçlü bir ses geleneğini şiire taşıyor. Ardından esmer gülüşlerden şiveler koparılıp ekim gülüşlü sonbaharla takas edilmesi, sevgiliyi kişisel olmaktan çıkarıp coğrafyası ve sesi olan bir varlığa dönüştürüyor. Turhan şive takasının rayicini sormaya kalkınca kendisine döviz bürosunun aşağı katta olmadığı bildirildi.
Ozan Delibal Köşesi
Köşenin sakini Çocukluğunu Giyen Cevdet, Sonra / çocukluğumu giyerdim üzerime / Bilir misin, acırdı kemiklerim dizelerini okuyunca çocukluk elbisesini bulmak için dolabını karıştırdı. Bulamayınca çocukluğunun kendisine artık dar geldiğini söyledi. Kalburabastî Efendi bu defa adamı susturmadı; çünkü farkında olmadan şiirin çok güzel bir yerine dokunmuştu. Çocukluğu giymek sıcak bir nostalji gibi başlıyor ama hemen arkasından kemiklerin acıması geliyor. Demek ki geçmiş yalnız sığınılan yer değil; büyümüş bedene artık dar gelen, giyildiğinde can acıtan bir hatıra. Cevdet çocukluk elbisesini terziye genişlettirmeyi önerdi. Talep reddedildi: Bazı geçmişlerin tadilatı yapılmıyor evladım.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Son köşeye Düşçü Dursun getirildi. Düşler dükkânına satardım neyim var, neyim yoksa dizesini görünce dükkân açıp ruhsat başvurusu yaptı. Sermayesi sorulduğunda üç keşke, beş belki, bir küllenmiş öykü ve yarım ıhlamur kokusu çıkardı. RUSAMER Ticaret Müdürlüğü başvuruyu reddetti ama şiir bakımından malzeme hayli zengindi. Özellikle kelebek ömrüne bir sığıntıydı sevinçlerim ve üstü küllenmiş öyküler göğsümün ilticasına göçerdi dizeleri geçicilik ve sığınma duygusunu iyi taşıyor. Finalde sevgilinin kokusuna binmiş çiçeklerin toprağıyla ülkeye girmesi, aşk dilini birden göç, kimlik ve yurtsuzluk diliyle buluşturuyor. Dursun pasaport sormaya kalkınca Kalburabastî Efendi son noktayı koydu: Evladım, şiirin ülkesine girişte kimlik sorulmaz; zaten gelen kimliksiz ve yurtsuz.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Peri Feride Özbilge’nin ANLIYOR MUSUN...? şiiri, ayrılığı doğrudan anlatmak yerine yoğun imgeler, çocukluk, kent, toplumsal hafıza ve yurtsuzluk duygusu üzerinden kuran modern bir serbest şiir. Çocukluğumu giyerdim üzerime / Bilir misin, acırdı kemiklerim, kelebek ömrüne bir sığıntıydı sevinçlerim ve üstü küllenmiş öyküler göğsümün ilticasına göçerdi şiirin güçlü buluşlarından. Başlıktaki ve metindeki Anlıyor musun? sorusu da aslında cevap isteyen sıradan bir soru değil; Bütün bunları yaşamadan beni gerçekten anlayabilir misin? sorgusuna dönüşüyor. Ancak şiirin kuvveti aynı zamanda zaafına da dönüşmüş: Neredeyse her dize imge olmak istiyor. İmge bu kadar sıklaştığında bazı çok güzel dizeler hak ettiği yankıyı bulamadan yenisinin altında kalıyor. Biraz ayıklanmış hâli şiiri daha az şiirsel değil, tersine daha vurucu yapardı. Çünkü Peri Feride Özbilge’nin malzemesi eksik değil; burada sorun kıtlık değil, şiir ambarının fazlasıyla dolu olması.
Bazı insanlar Anlıyor musun? diye cevap almak için değil, içlerinde taşıdıkları yükün bir başkası tarafından görülüp görülmediğini anlamak için sorar.
Geçmiş bazen çocukluk kadar küçüktür; insan büyüyüp onu yeniden giymeye kalkınca nerelerinin acıdığını anlar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Bu yoruma nasıl kılayca teşekkür edilip çıkılır bilmiyorum. Bu saatte beni uykusuz bırakan kaygılarımı unutturup kafamı dağıtmaya vesile oldu bu kıymetli mizah dolu ,içten,samimi yorumunuz. Milyon kere teşekkür ederim. Kıymetli yüreğinize bin selam olsun ve kıymet bilene emanet güzel varlığınız.
Şiirimi yalnızca okuyup geçmemişsiniz, kelimelerin arasından geçip kirpiklerime tutunmuş uçurtmalara, ağır eylüllere, çocukluğumun acıyan kemiklerine, Ruhi Su’nun avazına, küllenmiş öykülerime ve nihayet kimliksiz, yurtsuz bir ülkeye kadar gelmişsiniz.
Üstelik bunu kendi güzel mizahınızın zarif perdesinin ardından yapmışsınız. RUSAMER’in gece mesaisine, Anlamaz Âdem’e, İmgeci İdris’e, Türkücü Turhan’a, Çocukluğunu Giyen Cevdet’e ve Düşçü Dursun’a ayrı ayrı güldüm. 🤭 Ama gülerken, şiirin içindeki yaralarımı da birer birer görünür kalmışsınız.
“Şiirin ülkesine girişte kimlik sorulmaz; zaten gelen kimliksiz ve yurtsuz.” İşte bu cümleniz, şiirimin son kapısında beni yakaladı Ustam… 🥺🥺
Çünkü birçok şiirlerim hayali değil, hayatımdan kesitler adeta. Ben bu şiirde hiçbir imgeyi masa başında aramadım ustam. Her biri bir ince,ince geçti içimden; kimi yaşattı, kimi yaraladı, kimi susturdu. Belki de bu yüzden şiirin ambarı sizin deyişinizle fazlasıyla dolu. Hangi imgeye dokunsam, elimde bir “Ekim” kalıyor, kanatıyor . 🥺
Ve “Anlıyor musun?” sorusunun da aslında cevabını istemediğimi şimdi daha iyi anlıyorum. İnsan çoğu zaman anlaşılmayı değil, yaşadığı şeyin bir başkasının gözünde gerçekten görülüp görülmediğini bilmek istiyor.
Siz görmüşsünüz Ustam. Hem de şiirin söylediğinden biraz daha fazlasını, çok fazlasını.
“Geçmiş bazen çocukluk kadar küçüktür; insan büyüyüp onu yeniden giymeye kalkınca nerelerinin acıdığını anlar. Ve ben ne zaman giymeye kalksam etim kemiklerim sızlıyor.. Yaratan hiç bir çocuğu erken büyütmesin ustam ”
Bu cümlenizi ayrıca saklayacağım. Çünkü benim için şiirin içinden çıkıp bana geri verilmiş başka bir şiir gibi oldu. Arayışta bulamadığım bir hediye..
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimizi, RUSAMER heyetine selamlarımızı iletiniz. 🤭 Ama özellikle o kıymetli yüreğinize teşekkür ederim. Hemde gönülden teşekkür ederim. Minnetim sonsuz.
Şiirimi böylesine dikkatli, ince bir zekâyla ve yüreğinizle okuyup bana yeniden anlatmanız benim için çok kıymetliydi.
Var olun, nur olun Ustam. Sözü anlayana rastlamak, şair için az bulunur bir bahtiyarlık. Gelişiniz onur gurur verdi, eksik olmayın..
Bu yoruma nasıl kılayca teşekkür edilip çıkılır bilmiyorum. Bu saatte beni uykusuz bırakan kaygılarımı unutturup kafamı dağıtmaya vesile oldu bu kıymetli mizah dolu ,içten,samimi yorumunuz. Milyon kere teşekkür ederim. Kıymetli yüreğinize bin selam olsun ve kıymet bilene emanet güzel varlığınız.
Şiirimi yalnızca okuyup geçmemişsiniz, kelimelerin arasından geçip kirpiklerime tutunmuş uçurtmalara, ağır eylüllere, çocukluğumun acıyan kemiklerine, Ruhi Su’nun avazına, küllenmiş öykülerime ve nihayet kimliksiz, yurtsuz bir ülkeye kadar gelmişsiniz.
Üstelik bunu kendi güzel mizahınızın zarif perdesinin ardından yapmışsınız. RUSAMER’in gece mesaisine, Anlamaz Âdem’e, İmgeci İdris’e, Türkücü Turhan’a, Çocukluğunu Giyen Cevdet’e ve Düşçü Dursun’a ayrı ayrı güldüm. 🤭 Ama gülerken, şiirin içindeki yaralarımı da birer birer görünür kalmışsınız.
“Şiirin ülkesine girişte kimlik sorulmaz; zaten gelen kimliksiz ve yurtsuz.” İşte bu cümleniz, şiirimin son kapısında beni yakaladı Ustam… 🥺🥺
Çünkü birçok şiirlerim hayali değil, hayatımdan kesitler adeta. Ben bu şiirde hiçbir imgeyi masa başında aramadım ustam. Her biri bir ince,ince geçti içimden; kimi yaşattı, kimi yaraladı, kimi susturdu. Belki de bu yüzden şiirin ambarı sizin deyişinizle fazlasıyla dolu. Hangi imgeye dokunsam, elimde bir “Ekim” kalıyor, kanatıyor . 🥺
Ve “Anlıyor musun?” sorusunun da aslında cevabını istemediğimi şimdi daha iyi anlıyorum. İnsan çoğu zaman anlaşılmayı değil, yaşadığı şeyin bir başkasının gözünde gerçekten görülüp görülmediğini bilmek istiyor.
Siz görmüşsünüz Ustam. Hem de şiirin söylediğinden biraz daha fazlasını, çok fazlasını.
“Geçmiş bazen çocukluk kadar küçüktür; insan büyüyüp onu yeniden giymeye kalkınca nerelerinin acıdığını anlar. Ve ben ne zaman giymeye kalksam etim kemiklerim sızlıyor.. Yaratan hiç bir çocuğu erken büyütmesin ustam ”
Bu cümlenizi ayrıca saklayacağım. Çünkü benim için şiirin içinden çıkıp bana geri verilmiş başka bir şiir gibi oldu. Arayışta bulamadığım bir hediye..
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimizi, RUSAMER heyetine selamlarımızı iletiniz. 🤭 Ama özellikle o kıymetli yüreğinize teşekkür ederim. Hemde gönülden teşekkür ederim. Minnetim sonsuz.
Şiirimi böylesine dikkatli, ince bir zekâyla ve yüreğinizle okuyup bana yeniden anlatmanız benim için çok kıymetliydi.
Var olun, nur olun Ustam. Sözü anlayana rastlamak, şair için az bulunur bir bahtiyarlık. Gelişiniz onur gurur verdi, eksik olmayın..
Muhteşem betimlemelerle bezeli gençliklerimizin tertemiz elbiseler gibi bir ipe mandallanmış haliydi. Ve bir hanımın bunu yapmış olması işi daha müstesna kılmış. satır satır tebrik ve teşekkür.
Alakasız gibi duracağını bilsemde yazacağım. Bazı şeylerin karşılığını insanlar veremezler. Çok iyi olmanın eziyete dönüşmesi, yetim bir çocuğun başını okşamanın hüznü, iyilik ettikçe enayi sanılmak vesaire Hikmeten yaşanan şeylerdir. Zira Allah karşılığını kendi vereceği şeylerin insanlar tarafından görülüp bilinmesini istemez. Seçkilerde teşvik kaliteden evla sayıldığı için şiirden ziyade, şair istidadı taşıyanların öne çekildiği kanaati hakim oldu bende sorunuzu okuyunca. Usul bu olabilir ama esas hep aynıdır. Allah ödül verecekse ödüllerin tümü ölür: :)
Kıymetli sözleriniz ve şiirime bu kadar güzel bakmanız için çok teşekkür ederim. Açıkçası ben de “Günün Şiiri” seçimini beklemiştim. Hangi ölçütlere ve değerlendirmelere göre karar verildiğini tam olarak bilmiyorum. Demek ki şiirimde benim göremediğim bir eksiklik bulunmuş ya da başka şiirler daha uygun görülmüş. Elbette takdir onların; bize de saygı duymak düşer.
Ama sizin gibi bir okuyucunun şiirim için bunları söylemesi, benim açımdan ayrı bir değer taşıyor ve inanın çok çok kıymetli. Gönülden teşekkür ederim. Çünkü bazen bir seçimin getireceği takdirden çok, şiirin gerçekten okunmuş ve hissedilmiş olması insanı mutlu ediyor. Güzel düşünceleriniz için tekrar teşekkür ederim. Hüzün uğramasın gönül yurdunuza ve kıymet bilene emanet yüreğiniz. Saygı ve selamlarımla
Alakasız gibi duracağını bilsemde yazacağım. Bazı şeylerin karşılığını insanlar veremezler. Çok iyi olmanın eziyete dönüşmesi, yetim bir çocuğun başını okşamanın hüznü, iyilik ettikçe enayi sanılmak vesaire Hikmeten yaşanan şeylerdir. Zira Allah karşılığını kendi vereceği şeylerin insanlar tarafından görülüp bilinmesini istemez. Seçkilerde teşvik kaliteden evla sayıldığı için şiirden ziyade, şair istidadı taşıyanların öne çekildiği kanaati hakim oldu bende sorunuzu okuyunca. Usul bu olabilir ama esas hep aynıdır. Allah ödül verecekse ödüllerin tümü ölür: :)
Kıymetli sözleriniz ve şiirime bu kadar güzel bakmanız için çok teşekkür ederim. Açıkçası ben de “Günün Şiiri” seçimini beklemiştim. Hangi ölçütlere ve değerlendirmelere göre karar verildiğini tam olarak bilmiyorum. Demek ki şiirimde benim göremediğim bir eksiklik bulunmuş ya da başka şiirler daha uygun görülmüş. Elbette takdir onların; bize de saygı duymak düşer.
Ama sizin gibi bir okuyucunun şiirim için bunları söylemesi, benim açımdan ayrı bir değer taşıyor ve inanın çok çok kıymetli. Gönülden teşekkür ederim. Çünkü bazen bir seçimin getireceği takdirden çok, şiirin gerçekten okunmuş ve hissedilmiş olması insanı mutlu ediyor. Güzel düşünceleriniz için tekrar teşekkür ederim. Hüzün uğramasın gönül yurdunuza ve kıymet bilene emanet yüreğiniz. Saygı ve selamlarımla
Bu şiir; kırık umutların, çocukluğa sığınan acıların ve imkânsız bir sevdanın yükünü taşıyan son derece incelikli, duygusal derinliği yüksek bir iç döküm. Şair, hüznü ve yalnızlığı sadece pasif bir kabullenişle değil; zengin imgeler, türkülerin kederi ve sonbaharın buruk rengiyle adeta bir sığınak gibi örerek okurun ruhuna işliyor. Hayatın ve yaşanmışlıkların yarattığı sitem, çocukça bir masumiyet ile olgun bir hayal kırıklığının kesiştiği yerde duruyor; tüm yok oluşlara ve "keşke"lere rağmen, insanın içindeki o kırılgan umut ışığını ve sevginin yaratan gücünü sarsıcı bir içtenlikle hissettiriyor.
Şiirimi böylesine dikkatle okuyup, içindeki duyguyu kendi gönlünüzden geçirerek anlatmanız beni çok mutlu etti. Her kelimeniz için ayrı ayrı teşekkür ederim.
Bir şiirin okuruna ulaşması güzel; böylesine güzel bir karşılık bulması ise şair için ayrıca kıymetli.
Kıymetli yüreğinize sağlık. Varlığınız ve bu zarif yorumunuz için gönülden teşekkür ederim.
Şiirimi böylesine dikkatle okuyup, içindeki duyguyu kendi gönlünüzden geçirerek anlatmanız beni çok mutlu etti. Her kelimeniz için ayrı ayrı teşekkür ederim.
Bir şiirin okuruna ulaşması güzel; böylesine güzel bir karşılık bulması ise şair için ayrıca kıymetli.
Kıymetli yüreğinize sağlık. Varlığınız ve bu zarif yorumunuz için gönülden teşekkür ederim.
Bu dizelerde kelimeler değil, yaşanmışlıklar konuşuyor gibi duruyor. Bazı cümleler insanın içinde uzun süre kalacak cinsten. Ben severek okudum. Kaleminize sağlık. Kutlarım sizi...
Değerli Üstat merhaba. Hoş geldiniz.. Kıymetli yüreğinize, yorumunuza çok çok teşekkür ederim. Eksik olmayın var olun. Hüzünlerden uzak dursun gönül yurdunuz ve kıymet bilenlere emanet yüreğiniz. Saygı ve selamlarımla..
Değerli Üstat merhaba. Hoş geldiniz.. Kıymetli yüreğinize, yorumunuza çok çok teşekkür ederim. Eksik olmayın var olun. Hüzünlerden uzak dursun gönül yurdunuz ve kıymet bilenlere emanet yüreğiniz. Saygı ve selamlarımla..
Bu şiire nasıl yorum yapabilirim ki!... Hangi mısrasına uzansam elim acıyor... Vaz geçtim yorum yapmıyorum ama bu harika eserinizi günüm şiirleri arasına alarak selamlıyorum.
Fatih Kısaparmak'ın "Kilim müziğiyle birlikte okununca bir başka güzellik oluyor.." Kutlarım yürekten. Hayırlı geceler
Şiirime ayırdığınız vakit ve gösterdiğiniz zarif ilgi için teşekkür ederim. Bir şair için, yazdıklarının gönülden okunup kıymet verilmesi başlı başına güzel bir duygudur.
Değerli takdiriniz ve şiirime bıraktığınız güzel selam benim için çok kıymetli. Eksik olmayın.
Şiirime ayırdığınız vakit ve gösterdiğiniz zarif ilgi için teşekkür ederim. Bir şair için, yazdıklarının gönülden okunup kıymet verilmesi başlı başına güzel bir duygudur.
Değerli takdiriniz ve şiirime bıraktığınız güzel selam benim için çok kıymetli. Eksik olmayın.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.