1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma
Yolu tozlu, yükü ağır, ömrü dar,
Arkasından sitem eder her bakan.
Ne tatlı dil anlar, ne bir sözü var,
Boşa gitti ömür denen şu akan.
Bir rüzgâra uydu, savruldu gitti,
Ne bir liman bildi, ne bir son durak.
Yakın olan her şey gözünde bitti,
Hep o ulaşılmaz düşe koştu uzak.
Sordular hâlini, sustu derinden,
İçindeki nârı bir o sanır çok.
Oysa kaç yüreği yıktı yerinden,
Bıraktı arkada, tamiri de yok.
Bir sabah kahvede oturdu yalınız,
Baktılar çayının kararmış rengine.
Çektiler derin ah, dediler yalnız:
"Eh be adam, hiç mi düşmedin dengine?"
Cebinde sitem var, cebinde bir ah,
Ne dostu dinledi, ne de bir yol gösteren.
Hayat bir nehir gibi aktı sabah erken,
O oldu hep yarım, geriye dönen.
Unuttu kendini, el derdine düştü,
Bir kere bakmadı kendi yüzüne.
Aynalar bile küstü, el gibi baktı,
Kandı gitti elin sahte sözüne.
Ne bir gölge kaldı geçtiği yoldan,
Ne bir tat bıraktı o eski zaman.
Tek başına kalıp çaresiz andan,
Yankılanır sisli o son duman:
"Eh be adam, ne yaptın kendine de bize,
Bıraktın koskoca ömrü bir avuç gize..."
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.