0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
21
Okunma
Bir seher vakti düştüm kendi içimin yollarına,
Baktım ki avucumda yalnız çamur, yalnız toprak var.
Sığındım sonsuz rahmetin o en sıcak kollarına,
Anladım ki bu alemde kul olmaktan öte ne var?
Alnımı secdeye koydum, toprağa değdi başım,
O an durdu zaman, bitti içimdeki o amansız savaş.
Gözümden dökülen her damla, en sadık sırdaşım,
Yıkandı günahlar, hafifledi o dağ gibi ağır taş.
Biz bu dünyaya sultan olmaya gelmedik ki usta,
Bir garip yolcuyuz, heybemizde sadece dualar var.
Nefis denen o zalim, kalbi eyler hep hasta,
Oysa Rabb’e kul olanın gönlünde bin bir bahar var.
Geçtim dünyanın şanından, şöhretinden, malından,
Hangi makam baki kalmış ki ecel kapıyı çalınca?
Koptum yalan sevdaların kurumuş dalından,
Huzuru buldum sadece O’nun kapısına varınca.
"Kulum" desin yeter ki, başka bir rütbe istemem,
Dünyanın bütün yükü omuzlarıma binse de gam yemem.
Söz verdim bir kere, artık batıl yollara gitmem,
Rızasından başka hiçbir ikbale baş eğmem.
Gece karanlık olsa ne çıkar, nuru aydınlatır kalbi,
Kul olan bilir ki her dertte gizlidir bir şifa.
Unuttum artık insanlardan gelen o sahte sevgiyi,
En büyük sadakat O’nda, O’nda bulunur gerçek vefa.
Usta, de ki bu Hayaloğlu hak kapısında bir kul.
Boynu bükük, elleri semada, affını bekler durur.
Kulluk ki en büyük hürriyet, en yüce payedir,
Rabb’ine kul olan insan, ancak huzuru bulur...
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.