0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
63
Okunma
Her yağmur gökyüzünden dökülmez be canım,
Her ıslaklık bir bulutun harcı değildir.
Bendeki bu sağanak, doğrudan gönül yağmuru...
Ne bir rüzgâr haber verir geldiğini,
Ne de kapkara bir gökyüzü müjdeler.
Bir gece yarısı, durup dururken,
Yüreğimin en ince damarından kopar da gelir.
Gözümden damlamaz öyle her damla,
Çünkü gözyaşı dediğin yükünü boşaltır, hafifletir.
Oysa bu yağmur içeriye doğru yağar,
Büsbütün ağırlaştırır insanın adımlarını.
Dışarıda güneş açmış, mevsim baharmış, kime ne?
Benim içimdeki iklimde kış bitmez,
Sessiz ve derin bir sitem dinmek bilmez.
Kaç gurbet akşamında oturdum da tek başıma,
Bu içimdeki sesin, bu damlaların hesabını tuttum.
Anladım ki ne zaman bir sevda yarım kalsa,
Ne zaman bir dostun yokluğu bağrımı yaksa,
O bulutsuz gökyüzümden usulca bir ince yağmur başlar.
Kimse duymaz o gürültüyü, kimse görmez o ıslaklığı,
Bir ben bilirim içimde büyüyen o sessiz nehirleri.
Hayaloğlu der ki; felek vurmuş vuralı,
Zaten ömür dediğin bir nefeslik yolculuk.
Varsın dışarısı kupkuru, varsın yollar toz duman olsun,
Benim payıma düşen, bu dinmeyen gönül yağmurudur.
Islandım usul usul, yandım için için,
Ama yine de sığınmadım kimsenin gölgesine...
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.